301’in ardından… Altuğ Balcıoğlu

301’in ardından…

Geçtiğimiz pazar günü madenci ailelerinin düzenlediği etkinlik için Soma’daydım. 301 vatandaşımızı Soma’da kaybetmemizin üzerinden bir sene geçti.

Zaman geçti geçmesine ama, 301 eş, 301 anne, 301 baba, 301 madencinin yetim kalan çocuklarının, arkadaşlarının, sevdiklerinin ne kalplerinden ne de hafızalarından silinebilmesi mümküm olmayan acılar, hala yerinde duruyor.

Kelimelere sığmayan bu acıyı tarif edebilmek imkansız. Konuşmalar sırasında bayılan madenci yakınları, daha biberonundan ayrılamamış yetim kardeşlerimiz, eşini yitirmiş kadınlarımızın, gözlerinden hiç silinmediğini bir bakışta fark edebileceğiniz göz yaşları.. Bunların yanında, bir de aramızdan ayrılanların son saatlerinde kurtarılmayı beklediği o anları düşününce insan gerçekten kahroluyor.

Dönemin Başbakanı’nın mikrofonlara “bu işin fıtratında ölüm var”, Soma’da vatandaşa “Başbakana yuh çekersen tokadı yersin” dediği, Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf YERKEL’in bir madenci yakını tekmelediği, Enerji Bakanı Taner YILDIZ’ın televizyon kameraları karşısında fasulye sayarmış gibi rahatça “301-302 ölü ile kapatırız” dediği, madenden kurtarılan bir işçinin “çizmelerimi çıkartayım da sedye kirlenmesin” dediği günlerden, bu günlere Türkiye’de işçiler ve fıtratları için ne değişti?

Koca bir hiç!

2014 ‘te 1886 işçi hayatını kaybederken; 2015’in ilk üç ayında 351 işçimizi iş kazaları nedeni ile uğurladık. Son on üç yılda kaybettiğimiz işçilerimizin sayısı on beş bini geçti. İşçi ölümlerinde dünyada El Salvador ve Cezayir’in ardından üçüncü sıradayız. Taşeron işçi sayısı son 12 yılda 4 kat arttı ve 1.5 milyona dayandı. Asgari ücret halen açlık sınırının altında. Türkiye’de 1 milyona yakın çocuk işçi var.

İktidar bu konuda ultra sabıkalı. Pamukova tren faciasından, Soma’ya, İstanbul’daki asansör faciasından, Adana’da baraj inşaatındaki faciaya kadar ne yazıkki bir çok ölümlü vaka, fıtrata bağlandı ve sorumlularının ceza alması için üstüne gidilmedi. Şu ülkede, Reza Zarrab’a sunulan hürmetin birazı bile işçi yakınlarından esirgendi. Vicdanlardaki yarayı az da olsa kapatacak cezaları kimse sahiplenmedi. Ülkemiz işçi ölümleri yanında, “sorumluluklarını kabullenmeyen sorumlular” sayısında da dünya ortalamasını çoktan geride bırakmış durumda.

Paraya, betona, asfalta aşık; insan sevgisinden uzak; “asgari ücretle geçinilir, 800 TL büyük para” diyen bakanların bulunduğu bu ülke; yeni acılara davetiye bastırmayı çok seviyor.

Çözüm; düşünce sistemini değiştirmekte; bu ülkenin insanı, ne zaman ki nükleer santrallerden, betondan, asfalttan, kocaman binalardan, kömürden, mermiden daha çok sevilir işte o zaman işçi için “fıtrat” demekten, insan için “eşitlik” diyebiliriz.

Bir daha başka Soma’lar yaşanmaması dileğiyle.

Twitter: altugbalcioglu