GÜNDEM

Başkan Altuğ; “Üretici Finansmana Ulaşamadığı İçin Rekabette Geri Kalıyor”

Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Erdem Ercan Başkanlığında Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Meclis Başkanı Erdem Ercan şunları dile getirdi: “Ramazan Ayının meclisimize, ilimize ve tüm İslam alemine hayırlar getirmesini diliyorum. Balıkesir’de F-16 uçağımızın kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan pilotumuza Meclisimiz adına Allah’tan rahmet diliyor; ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Geçtiğimiz günlerde kutladığımız çatı kuruluşumuz olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’mizin 74. kuruluş yıl dönümünü Meclisimiz adına bir kez daha kutluyorum.” dedi.

Toplantının devamında yoklama ve gündem maddelerinin oylanmasına geçildi. 1241 nolu Meclis oturumuna ait tutanak görüşülerek oy birliği ile kabul edildi. Aralık ayı Kat’i Mizan ve ekleri ile Bütçe İzleme Raporu, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı Tuncay Cebeci’nin sunumunun ardından oylanarak, meclis üyeleri tarafından tasdik edildi.

Meclis Toplantısının devamında ülke ve ekonomi gündemi hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ şunları dile getirdi;

Genel Değerlendirme

“Küresel ekonomi, geçici dalgalanmaların ötesinde yapısal dönüşümlerin olduğu yeni bir dönemden geçiyor. Ticaret yolları yeniden şekillenirken üretim modelleri dijitalleşiyor ekonomik güç dengeleri, çok merkezli bir yapıya evriliyor.

Enerji politikaları, jeopolitik gelişmeler ve teknoloji artık ekonominin arka planı değil, doğrudan belirleyici unsurlarıdır. Bu yeni düzende alışkanlıklarla ilerlemek yeterli değil üretimden yatırıma kadar her alanda stratejik konumlanma zorunlu hale geldi. Türkiye ekonomisi de bu küresel dönüşüm sürecinde dengeli bir uyum arayışı içerisinde. Enflasyon yüksek seviyelerde seyretmeye devam etse de son aylarda gözlenen kademeli gerileme dezenflasyon sürecinin güçlendiğine işaret ediyor. Diğer taraftan para politikasında başlayan normalleşme süreci ve faizlerde oluşan yön değişimi beklentisi, yatırım iştahının yeniden canlanması açısından önemli bir eşik oluşturmaktadır.

Uluslararası kuruluşların projeksiyonları, Türkiye ekonomisinin büyüme kapasitesini koruduğunu göstermektedir. Önümüzdeki dönemde temel mesele fiyat istikrarı sağlanırken, üretim dinamizmini kaybetmemek olacaktır. Bu hassas denge hem ekonomi yönetimi hem de reel sektör açısından önem arz ediyor. Sınırda karbon düzenleme mekanizması ve emisyon ticaret sistemi de ekonominin gidişatına yön verecek önemli unsurlar. Bunlar artık geleceğe ilişkin değil, bugünden yönetilmesi gereken başlıklardır. Bu süreci doğru yöneten işletmeler avantaj sağlayacak, hazırlıksız yakalananlar ise pazar kaybı riskini yaşayacak. Bir de bu yıl ülkemizin ev sahipliği yapacağı uluslararası iklim müzakereleri platformu da sanayimiz açısından yeni bir rekabet döneminin başlangıcını işaret ediyor.

Yerel Kalkınma Hamlesi

Bu küresel dönüşümün yerelde karşılık bulması ise kalkınma politikalarıyla mümkün olmaktadır. Geçtiğimiz günlerde açıklanan yerel kalkınma hamlesi teşvik programı bu açıdan önemli bir adımdır. Bu yatırım konularının belirlenmesine oda olarak biz de katkı sunduk. Sektörel çalışmalarımız ve görüşmelerimiz oldu. Bu anlamda her bölgeye olduğu gibi ilimiz için de nokta atışı konular olduğuna inanıyoruz. Bu teşvik programı sayesinde Sakarya’mızda yüksek teknolojiye dayalı üretim, atık yönetimi ve sürdürülebilir üretim güçlenecektir. Bu gelişmeyle yerelde sağlanacak kalkınma hamlesi, globalde de rekabete ivme kazandıracaktır.

100 Milyar TL Finansman Paketi

Yatırımı konuştuğumuz her noktada karşımıza çıkan temel mesele elbette ki finansmandır. Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan 100 milyar TL’lik finansman paketi bu ihtiyaca yönelik önemli bir adımdır. Çıkan paketin iş dünyamıza ilaç olacağına inanıyorum. Finansmana erişim konusunda ciddi sıkıntı yaşarken TOBB’un da geçtiğimiz yıl devreye aldığı ve 2 kez de hacim artışına gittiği nefes kredisi de fayda sağladı ancak yeterli de olmadı. Bu ve benzeri desteklerin artarak devam etmesinin iş dünyamıza nefes olacağına inanıyorum.

Finansmana Erişim

Finansmana erişim gerçekten ciddi bir sorun. Bu konu artık işletmeler açısından bir maliyet unsuru değil, doğrudan varlık-yokluk meselesi haline geldi. 2026 yılı başı itibarıyla kredi maliyetlerinin yeniden yükseliş eğilimine girdiğini görüyoruz. Bireysel kredilerde faiz oranları yüzde 50 seviyesini aşarken ticari kredi piyasasında da sıkılaşmanın sürdüğünü görüyoruz.

Bu tablo sahada çok net bir sonuç doğuruyor: Üreten finansmana ulaşamadığı için rekabette geri kalıyor. Sipariş var ama yatırım kararı erteleniyor, iş var ama nakit akışı kırılgan hale geliyor.

İşte tam bu noktada açık bir tespiti ifade etmek zorundayız: Eğer firmaların finansmana erişimi kolaylaşmazsa, destek paketleri de yeterli olmayabilir ve 2026 yılı reel sektör açısından kapasite küçültmelerinin, kapanmaların daha da arttığı bir yıl olabilir. Bunu bir endişe gibi değil, sahadan gelen güçlü bir uyarı olarak dile getiriyoruz. Çünkü bizler tabloyu yalnızca verilerden değil üyelerimizin günlük mücadelesinden okuyoruz. Bugün ihtiyacımız olan şey temkinli olmakla birlikte gerçekçi bir cesarete sahip olmaktır. Sorunları görmezden gelmek yerine zamanında konuşabilmenin her zamankinden daha önemli olduğu günlerden geçiyoruz.

Basitleştirilmiş İthalatın Sonlandırılması (30 Euro)

Ekonomik dengeleri korumanın bir diğer boyutu da ticari düzenin sağlıklı işlemesidir. Yıl başında 30 Euro’ya kadar olan basitleştirilmiş ithalat uygulamasının sonlandırılmasını tüketici güvenliği ve adil rekabet açısından doğru bir adım olarak değerlendiriyoruz.

Rekabet yalnızca fiyat üzerinden değil kalite, güvenlik ve standartlar üzerinden kurulmalıdır. Oda olarak bu kararın ardından yaptığımız değerlendirmede, söz konusu düzenlemenin yalnızca iş dünyamız açısından değil, aynı zamanda tüketici güvenliği açısından da önemli bir adım olduğunu ifade etmiştik. TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu da aynı görüşte. Ortaya çıkan yeni dengede sanayicimize ve tüccarımıza önemli görevler düşmektedir. Üretim kalitesini yükselten, tüketici sağlığını önceleyen ve vatandaşlarımızın ürünlere erişimini makul fiyatlarla sürdüren bir piyasa anlayışını hep birlikte güçlendirmek zorundayız.

Kanatlı Eti İhracat Kısıtlaması

Ticaret bakanlığı tarafından beyaz et yani kanatlı eti ihracatına getirilen kısıtlamaya ilişkin açıklamada bölgesel gelişmeler, iç talepteki artış ve tüketim alışkanlıklarındaki değişimin fiyatlar üzerinde oluşturduğu baskı nedeniyle bu adımın atıldığı ifade edilmiştir.

Öncelikle şunu vurgulamak isterim ki vatandaşlarımızın uygun fiyatla gıdaya erişimi hem odamız hem de iş dünyamız açısından her zaman önceliklidir. Bu çerçevede, piyasayı dengelemeye yönelik adımların önemini elbette biliyoruz.

Ancak sahadan aldığımız geri bildirimler kararın üretim ve ihracat tarafında riskler oluşturabileceğini göstermektedir. Nitekim 2024 yılındaki benzer uygulama sonrasında sektörün önemli ihracat pazar kayıpları yaşadığını da biliyoruz. Özellikle yılın başında uzun vadeli ihracat anlaşmaları yapan firmalar açısından mevcut durum belirsizlik oluşturmaktadır. Üretim zincirinin başında yer alan kırsaldaki küçük ve orta ölçekli üreticilerimizin de olası daralmadan doğrudan etkilenmesi söz konusudur. Burada dikkat çekmek istediğimiz husus; fiyat artışlarının sorumlusu olmayan, üretim ve ihracatını sürdüren firmaların da aynı uygulamadan etkilenmesinin sektörde zincirleme ekonomik sonuçlar doğurabileceğidir. Bu nedenle beklentimiz piyasa dengesi gözetilirken üretim sürekliliğini ve ihracat kabiliyetini koruyan, öngörülebilirliği artıran mekanizmaların etkin çalışmasıdır.

Sakarya Ekonomisi ve İhracat

Ekonomik açıdan kolay bir dönemden geçmediğimizi artık hepimiz sahada birebir yaşıyoruz ancak tüm zorluklara rağmen şehrimizin üretim gücü direnç göstermeye devam ediyor.

Türkiye ihracatçılar meclisi tarafından açıklanan verilere göre Sakarya, yılın ilk ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26,5 artışla 559 milyon dolar ihracat gerçekleştirerek tüm zamanların Ocak ayı rekoruna ulaşmış ve Türkiye’nin en çok ihracat yapan 7. İli olma konumunu korumuştur. TÜİK’in 2025 yılı kümülatif verilerine baktığımızda ilimizin ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 142 seviyesine ulaştığını ve yaklaşık 1,9 milyar dolarlık dış ticaret fazlası verdiğini görüyoruz.

Otomotivde Tek Sektöre Bağımlılık Riski Taşıyoruz

İhracatımızın yine yaklaşık yaklaşık yüzde 80’i otomotiv sektöründen geliyor. Bu bizi sektörel olarak güçlü bir noktaya getiriyor. Güçlü bir üretim kabiliyetine sahibiz ancak aynı zamanda tek sektöre yüksek bağımlılık riski taşıyoruz. Bugün avantaj gibi görünen bu yoğunlaşma, küresel talep daralmalarında kırılganlık oluşturabilecek bir yapı anlamına da gelmektedir ki bunu her zaman dile getiriyoruz. Bu sebeple UR-GE projeleri ile firmalarımızı çeşitli sektörlerde ihracata yönlendirmeye gayret ediyoruz. Yalnızca sorun tespit eden değil, çözümün parçası olan bir anlayışla hareket ediyoruz.

TKDK SATSO Kampüsünde

Bilindiği gibi ilimiz 2 yıl öncesine kadar IPARD desteklerinden faydalanamıyordu ancak bu konuda girişimlerimiz neticelendi ve 2024 yılından beri desteklerden faydalanabiliyoruz. Aynı zamanda IPARD destekleri ile ilgili Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun (TKDK) Sakarya Temsilciliğinin de ilimizde faaliyet göstermesi için gayretlerimiz oldu. O da yaklaşık 2 yıldır Tarım İl Müdürlüğümüzün binasında hizmet veriyordu. Şimdi bu ofisi oda kampüsümüze aldık. TKDK ofisinin üyelerimizin ve Sakarya iş dünyamızın desteklere daha kolayca ulaşabilmesi adına SATSO kampüsümüze getirilmesi faydalı oldu. Hizmet kampüsümüz sanayiyi, ticareti, tarımı ve turizmi geliştirecek birden çok kuruluşa ev sahipliği yapmış olacak. Verdiği tüm hizmetlerle tam anlamı ile tek durak hizmet kampüsü oluyoruz.

Büyükşehir Projeleri

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanımız Yusuf Alemdar’ın davetiyle, odamız 18. Ve 34. Meslek komitelerimizin temsilcileri, ilgili mesleki kuruluşların da katılımıyla AKOM’da bir araya geldik.

Büyükşehir belediyemizin özellikle ulaşım, kentsel dönüşüm çerçevesinde ürettiği ve çalışmalarını sürdürdüğü projelerini dinledik ve üzerine istişare ettik.

Toplantıda şehrimizin ihtiyacı olması sebebiyle hayata geçirilecek olan fuar alanı ile ilgili de görüştük. Tankpalet fabrikasının arka tarafında tahsis edilen alanda kurulması planlanıyor. SATSO olarak biz de bu konuda destek vereceğiz. Özellikle büyükşehir belediyemizle küçük ve orta ölçekli işletmelerimiz için çok ciddi ihtiyaç olan 250-500-750 ve 1000 metrekarelik küçük sanayi siteleri kurulması konusunda hem fikiriz. Kentsel dönüşüm kapsamında bu sanayi siteleri de hayata geçirilecek.

Sakarya’nın Toplumsal Algısı

Şehirlerin gelişimi yalnızca fiziki yatırımlarla değil, toplumsal algıyla da şekillenir. Son dönemde kamuoyuna yansıyan cinayetler, özellikle kadın cinayetleri, intihar ve farklı adli olayların şehrimizin üretim gücüyle örtüşmeyen bir algı oluşturduğunu görüyoruz. Bunu da sıklıkla dile getiriyoruz. Güvenli ve huzurlu şehir kimliği ekonomik gelişimin de temelidir. Bu noktada özellikle olası madde bağımlılığı konusu üzerinde güçlü bir toplumsal mücadele yürütülmesi ve gençlerimizi eğitimin, üretimin ve sosyal hayatın içinde tutacak projeler geliştirmek ortak sorumluluğumuzdur. Valiliğimiz koordinasyonunda yürütülecek sosyal sorumluluk çalışmalarında oda olarak her türlü iş birliğine hazır olduğumuzu ifade etmek isterim.

Başkan Altuğ’un konuşmasının ardından Yönetim Kurulu’nun Aylık Faaliyetleri açıklamasını değerlendirmek üzere kürsüye gelen 21. Meslek Komitesi (Otomotiv ve Yedek Parça Ticareti) Meclis Üyesi Talip KURİŞ, Başkan Altuğ’un da ihracatta tek sektöre yüksek bağımlılık açıklamasını da destekleyerek şunları dile getirdi: “İhracat sunumu ile ilgili Yönetim Kurulu Başkanımıza teşekkür ediyorum. Ülkemiz ihracatının %4 düşüş gösterdiği bir ayda Sakarya’mız %26’lık artışla 559 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi, önemli bir başarıdır. Ancak Yönetim Kurulu Başkanımızın da dikkat çektiği gibi otomotiv endüstrisi 559 milyonun 504’ünü tek başına karşılıyor ki bunun da büyük çoğunluğunu da global firmamız Toyota yapıyor. Dünya hızlı bir süreç içinde ve olmaz denilen şeyler olabiliyor. Belki bir karar alınıp firmanın Sakarya fabrikasını kapatması bile ilerleyen yıllarda mümkün olabilir ki olmaz diye bir şey yok. Toyota ile birlikte OSB’ler dışında faaliyet gösteren mega üretim ve ihracat yapan fabrikalarımız var. Otomotiv üreticilerinin ihracat başarısı hem Sakarya hem de Türkiye için hem iyi hem de düşünülmesi gereken bir tehdit..

Bu firmalar dışında kalan oran oldukça az. Önümüzdeki yıllarda açılacak OSB’lerle ihracatta dağılım daha homojen olur. Yönetim Kurulu Başkanımız ve Yönetimimize OSB’ler bünyesinde büyük yatırımların Sakarya’mıza kazandırılması için büyük iş düşüyor. Bu konuya ivedilikle yönlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yönetimimizin asli görevidir ve de meclis üyeleri olarak da bizim görevimiz bunu koşulsuz desteklemektir.” dedi.

Meclis Üyesi Kuriş’e teşekkür eden Başkan Altuğ, üretimin gelişimi için kilit rol oynayan OSB’lere yönelik tüm meclis üyelerinin firma seçimlerinde titiz davrandıklarına dikkat çekerek özellikle ihracat yapan firma şartı olduğuna vurgu yapıp şunları dile getirdi: “OSB’lerimize firma seçerken ilk kriterimizden bir tanesi de ihracat yapan firma olmasıdır. Oda olarak Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile sık sık iletişim halinde bir kurumuz. Sık sık ziyaret ederek OSB’lerimizdeki çalışmaları ve şehrimizin artan potansiyelini tanıtıyorum. Ülkemizde yatırım talepleri ilk olarak Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’ne gelir ve firma potansiyeline göre illere dağılır. Sakarya’mız da bu ofis için en fizibıl olan şehirdir. Birkaç bekleyen yatırım taleplerimiz var. Aynı zamanda üyelerimizin ihracat kapasitesini artırmak için UR-GE çalışmaları da yapıyoruz ve her sektöre yönelik UR-GE çalışması yapmaya hazırız.” diye cevapladı.

Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının devamında meslek komiteleri tarafından sunulan fiyat tarifeleri görüşüldü.

27. Meslek Komitesi (Unlu Mamuller, Et ve Süt Ürünleri) tarafından sunulan “Ekmek ve Pide Azami Fiyat Tarifesi Teklifi” maddesinde açıklamada bulunan Meclis Üyesi Ergin Balcı, üyelerden gelen talepler doğrultusunda artan maliyet kalemlerini de hesaba katarak tüketiciyi zorlamayacak bir tarife hazırlamaya çalıştıklarını belirterek komite olarak yapmış oldukları araştırma neticesinde 400 gr. 40,00 TL - 600 gr. 60,00 TL - 700 gr. 70,00 TL olarak satılması uygun görüldüğünü belirtti. Tarife teklifleri meclis üyelerinin oylarına sunularak valiliğe gönderilmek üzere kabul edildi.

31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) “Bilişim Sektörü Teknik Servis Hizmetleri Azami Fiyat Tarifesi Teklifi” maddesinde açıklamada bulunan Meclis Üyesi Necmettin Kırık, “Sektörler için bir fiyat tarifesi hazırlamak zordur. Maliyetlerin artması sebebiyle üyelerimizden gelen talepler ile bu tarifeyi hazırladık. Bu tarifenin tüketiciyi de koruyacak ham bir tarife olmasını amaçladık. Biz ve birçok komitemiz de fiyat tarifesi çalışması yapıyor ve meclisimiz onaylıyor ancak valiliğe bu tarifeyi gönderdiğimiz itiraz geliyor ve akabinde bir uzlaşma komisyonu kuruluyor. Fakat bu komisyonda işveren tarafı çoğunlukta olmuyor. Fiyat düşürme teklifi geliyor ve çoğunluk neticesinde daha düşük bir arife kabul ediliyor. Sadece bizim değil tüm sektör tarifeleri için de böyle olması muhtemeldir, bu nedenle müdahale edilmesi gerekiyor.” diye konuştu. Tarife teklifleri meclis üyelerinin oylarına sunularak valiliğe gönderilmek üzere kabul edildi.

5. Meslek Komitesi “Kafe ve Kafeterya İşletmeleri Temel İçecek Grupları Azami Fiyat Tarifesi Teklifi” maddesinde açıklamada bulunan Meclis Üyesi Gökçe Yıldızlı, “Komite olarak üyelerimizden gelen talepler, fiyat standardının oluşturulması, işletmelerin maliyet artışlarına oranla sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla bir tarife hazırladık. Fiyat farkları çok açık, bizler bir tavan fiyat belirledik ancak bu tavanın altında dileyen dilediği fiyatta satabilecektir. Çünkü işletmeler arasında kira vb. maliyetler değişiklik gösterebilmektedir. Bu nedenle Küçük Bardak Çay 100 TL, Büyük/Duble Çay 150 TL, Türk Kahvesi 200 TL, 330 ml Su 50 TL, 500 ml Su ise 60 TL azami olarak komitemiz tarafından belirlenmiştir. Hayırlı olsun.” diye özetledi.

Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantıda Yönetim Kurulu tarafından “Askı” Durumuna Alınan Üyelerimizin Oda Kayıtlarının Silinmesi Teklifi ve Mesleklerin Gruplandırılması Rehberi Güncellemesi ile İlgili Teklifi görüşüldü. Maddelerle ilgili Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ açıklamada bulundu.

Teklif maddelerinin müzakere edilmesinin ardından toplantının “Meslek Komitelerinin Sorunlarının Görüşülmesi” maddesinde söz alan;

34. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Meclis Başkan Yardımcısı Murat EKŞİ, “Meslek komitemize mensup üyelerimiz internette taşınmaz ilanı vermek adına birkaç belgeye ihtiyaç duyuyordu, bizler de komite olarak temini konusunda destek oluyorduk. Ancak bu belgeleri almaları sebebiyle müteahhit iken nace kodları danışmanlık firması olarak kaydedilen firmalarımız var. Bu konuda gerekli girişimlerin yönetimimizce yapılacağına inanıyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda TOBB Başkanımız bir konuya değindi: vergi iadeleri ve yeni getirilen yükümlülükler. Kendisine bu hassasiyeti için teşekkür ediyoruz. Birçok sektörde vergi iadesi uygulaması var ancak süreçler çok uzun sürüyor. Devletimiz kendi alacağında çok hızlı davranırken kendi borcunda sistem yavaş ilerliyor. Bir yanda devletten alacaklı olan ancak sürecin tamamlanması beklerken vergi veya SGK ödemelerini yapmaya devam eden firmalarımız ciddi zorlukla karşı karşıya kalıyorlar.

Devletimiz alacağında bir tuşla e-haciz koyabiliyor. Bu e-haciz uygulamasında özellikle devletten alacaklı firmaların tespit edilip bunlara haciz uygulanmaması gerekiyor. Vergi yükümlülükleriyle ilgili tüccar tarafında ciddi zorluklar yaşanıyor ancak bunlar kolay hamlelerle çözülebilecek sorunlardır. Bunları daha çok dile getirmeliyiz.” diye konuştu.

29. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis Üyesi Kenan TAÇYILDIZ, “5580 sayılı kanun ile kurulan özel eğitim kuruluşları kamu denetimi altında özel finansman ile yürütülen kuruluşlardır. Özel öğretim kurumları kamunun eğitim yükünün hafifletilmesini, alternatif eğitim modelleri, uluslararası eğitim modellerini ve eğitimde rekabetle kaliteyi artırma niteliği taşır. Öğrencilerimizi, öğretmenlerimizi kendimiz buluruz. Bakanlığımızın izniyle atarız, sosyal haklarını yine bizler karşılarız vergilerimizi öderiz ama herkesin hedefinde özel okullar var.

Hazine ve Maliye Bakanımız, Merkez Bankası Başkanımız ülkemizde eğitim sektörünün enflasyonu yükselttiği yönünde açıklama yaptılar. Bugün kira artışları %34, gıda enflasyonu %60 %80'lerin üzerinde ama neyse ki her şeyi bizden buluyorlar. Gıda vb. Konularda fiyatlar artarken tek sorumlu özel kurumlar olmamalıdır.

Herkes özel okul fiyatlarını eleştiriyor. Yılda 1440 saat 1 çocuğa hizmet veriliyor. Özel okullar devletin yükünü alır. Özel okullara öğrenci gönderenler vergisini giderlerinden düşemiyor, bu da bir haksızlıktır.” dedi

31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Necmettin KIRIK, “Bilişim sektörümüzde komitemize mensup 600 civarı meslek mensubumuz var ve meslektaşlarımızın da birçok sorunu var. Personel istihdam etmek istiyor ancak yeni mezunlar yeteri kadar tecrübeli değil, bunları eğitmeye çalışıyor, vergiler ile mücadele ediyor üstüne de kendini sürekli geliştirme çabası gösteriyorlar.

Artık herkes de bu sektöre kolayca giriyor ve sektörümüz değersizleştiriyor. Bu sektöre adım atmak için şirket kurmak yetmemeli, bir şart ve kural olmalıdır. Çünkü sektörde ürettiğiniz ürünün yıllarca arkasında olmalı ve desteğini vermelisiniz. Denedim tutmadı diye bir seçenek yok. Maalesef sektörümüzde kayıt dışılık da çok yüksek seyrediyor. Birçok üyemiz yatırım yapıyor, vergisini ödüyor ancak freelance çalışanlar bunların hiçbirini karşılamadan hizmet veriyor. Meslek örgütlerini bu konuda organize etmek gerekiyor. Yazılım üretiminde bir dijital kimlik olmalı ve kayıtlı olduğu resmi kuruluşlar da bu kimlikte ibraz edilmelidir.” diye konuştu.

28. Meslek Komitesi (Danışmanlık ve Emlak Müşavirliği) Meclis Üyesi Ahmet KARAPEKMEZ, “Gayrimenkul piyasasında beyan edilen değer ile gerçek piyasa değeri arasındaki makas / fark yalnızca mali bir konudan ziyade aynı zamanda piyasa güveni, şeffaflık ve fiyat koruma açısından da kritik bir meseledir. Önümüzdeki süreçte ekspertiz temelli sistemlerin daha fazla gündeme gelmesi bekliyoruz. Geçiş döneminde sektörü zorlamadan, piyasayı rahatlatacak ve kayıt dışı bitirecek bir düzenleme değerlendirilmelidir.

Odamızın öncülüğünde planlanan yeni organize sanayi alanları, şehrimizin geleceği açısından kıymetli bir adımdır. Bu çalışmaları destekliyoruz ancak yeni sanayi alanları planlanırken şehir içinde kalmış eski yerleşik sanayi bölgelerini de birlikte düşünmemiz gerekiyor. Zamanla yerleşim alanlarının arasında kalan bu bölgeler; altyapı, trafik ve deprem güvenliği açısından dönüşüm ihtiyacı taşımaktadır. Gayrimenkul doğru yönetilirse şehir büyür, plansız bırakılırsa şehir kaybolur.” dedi.

4. Meslek Komitesi (Tarım ve Hayvancılık Meslek Grubu) Meclis Üyesi Ahmet BAYRAK, “Tarifeleri görünce insan gerçek üretici için üzülüyor. Bir bardak çay 100 TL ama 1 Lt. süt 19 TL. Üretici çok zor durumda ve de esamesi artık okunmuyor. Ülkede en el üstünde tutulması gereken kesim üreticiler olması gerekirken tam tersi bir durum var. Üreticilerimize bir gelecek sunmak gerekiyor ve onları görmezden gelemeyiz. Geçen yıl Sakarya’da mısır olarak ekilen arazilerin bu yıl %70’i başka alternatif ürünlerle ekildi. Çiftçi bir çıkar yolu arıyor. Bir şeyin ihracatını yasaklayarak o meseleyi çözemezsiniz. Bir şeyi daha fazla üretmek için daha fazla satmak gerekiyor. Üretici birliklerinin daha fazla sorumluluk alarak fiyatlandırma konusunda daha cesaretli olmaları gerekiyor ancak yapılmıyor.” dedi.

31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Komite olarak Eskişehir Ticaret Odası heyetini ağırladık kendileriyle istişare ettik ve de komite çalışmalarımızı karşılıklı masaya yatırma fırsatı bulduk.

Misafir komitemiz tüketici heyetlerine temsilci sokamadıklarını dile getirdiler ki biz bu sorunu neredeyse 13 yıl önce çözmüşüz. Bu konuda da Odamızla bir kez daha iftihar ettik. İlin Ticaret İl Müdürüyle de görüşmekte zorlandıklarını dile getirdiler. Biz ise kolay ulaşabildiğimizi, Müdürümüzün Ticaret AR-GE komisyonunda üyemiz olduğunu belirttik.

Belirli ortak kararlar aldık ve çevre illerdeki sektör temsilcilerimizin de paydaşlığını dahil edecek bir model düşündük. Biz artık cep telefonu ve bilişim sektöründeki tüm üyelerimizle3-4 yıl önce çıkan kanunun revize edilerek tekrar taksitli satışa dönülmesini arzu ediyoruz. Cep telefonu Türkiye'de hala lüks tüketim ürünü olarak geçiyor. Günlük tüketimi ihtiyaç halinde olan bir ürün statüsüne alınsa taksitlendirilme yapılacak. Artık pos kullanma ve kullandırmada statü ve uygulamalar da değişti. Başkasına pos makinesini kullandırma konusunda caydırıcı cezalar geliyor.

Tüketici hakem heyeti konusunda da üyelerimiz haklı olsa bile reddediliyor. Bir başvuru meblağı neyse mahkeme başlamadan işletme bu parayı yatırıyor sonra mahkeme başlıyor, yatmaz ise hesaplara el konuluyor. İşletme kaybetse bu parayı ödese daha uygun olacak ancak o para süreç sonuna kadar aylarca orada kalıyor. Üyelerimiz daha da mağdur oluyor.” dedi.

34. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Meclis Üyesi Coşar TOK, yeni başladığı meclis üyeliği görevi sebebiyle iyi dilek ve temennilerini ileterek değerlendirmede bulundu6 Şubat depreminin üzerinden 3 yıl geçti. Sakarya’nın da deprem gerçeğini unutmamak gerekiyor. Deprem bir doğa olayıdır ancak deprem değil ihmal öldürür. 1999 öncesi yapılmış birçok yapı bulunuyor ve ciddi risk oluşturuyor. Kentsel dönüşümü uygulamak için İstanbul’da uygulanan mekanizmaların Sakarya için de uygulanması gerekir. Depremi beklemek değil depreme hazırlıklı olmak gerekiyor.” diye konuştu.

Toplantının “Dilek ve Temenniler” maddesinde söz alan;

17. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Adnan BORAZANCIOĞLU, “Kalitenin tabana yayılması gerekiyor. Üreticilerin uluslararası anlamda atacağı adım ülkenin kalkınması demektir. TSE’nin hayata geçirmek yolunda olduğu kalite kampüsü projesini alkışlıyoruz. 2026 uluslararası çevrelerde elektrik yılı olacağı öngörülüyor. Elektriğe olan talebin önümüzdeki yıllarda 2,5 katından fazlaya çıkacağı belirtiliyor. Enerji altyapısına sahip ülkeler bu süreçten kazançlı olacaktır. Türk sanayicileri bugün Akkuyu Nükleer Güç Santralinde yaklaşık 700 milyon dolarlık yerli katkı sağlamış durumdalar. Bu katkının proje tamamlandığında 10 milyar dolar seviyesine ulaşılacağı ifade edilmekte.

Krizler, afetler, değişimler, gelişmeler bir rüzgardır ve buna yönelik de bizim yelkenlerimizi uygun açmamız gerekiyor. Deprem olur kader deriz, kriz olur şartlar deriz, bir iş yürümez zamanı değil deriz. Oysa asıl mesele Rüzgar her zaman esecektir. Önemli olan onu arkamıza alarak güç kazanmamızdır. Çalışmaya, üretmeye ve kaliteye devam etmeliyiz.” dedi.

31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Ticaret AR-GE komisyonumuza birkaç konu gelmişti. Özellikle Tozlu Camii mevkiinde uzun yıllardır bir sorun vardı, bazı tüccarların ürünlerini dükkan dışında sergilemesinde sorunlar yaşanıyordu. Şimdi bu belediyemizin de çabalarıyla çözüldü ve hiçbir işletme sınırını aşmadan belirli bir düzende faaliyetlerini sürdürüyor. İşletmeler de buna yönelik Odamıza teşekkürlerini ilettiler. Çalışmalarımız oldukça dikkat çekiyor ve rehber görülüyor. Burası çok kuvvetli bir yer. Çünkü biz burada hem bu dertleri söylüyoruz hem de iyi ve çalışkan bir yönetim kurulu ya da meclis sistemi oluşturarak üyelerimizle ilimiz yöneticileri arasında bir köprü vazifesi görüyoruz.

Bu ay 14 Şubat’ı karşıladık. Birçok işletmemiz için bereketli oldu. Kayıt dışı satış yapanlara yönelik de çalışmalarımız oldu. Belediye ekiplerimiz de buna dikkat etti kendilerine teşekkür ediyorum.” dedi.

20. Meslek Komitesi (Enerji ve Petrol Ürünleri) Meclis Üyesi Ali İhsan BAKIM, “Büyükşehir belediye başkanımız şehrimiz için çok önemli projeler yapıyor ancak bu projeleri yaparken özellikle yazlık kavşağı gibi büyük çaplı ve çok uzun sürecek projeler var. Bu projelerin yapım sürecinde oraya giden ana yolların kenarında bulunan işletme sahipleri proje başlamadan birkaç ay önce uyarılırsa onlar da kendi önlemini alır. Trafik akışı başka yerden geçecekse yol kenarındaki işletmeleri ciddi anlamda krize sokabilir.” dedi.