Radyo Mega Play Radyo Mega Pause
havadurumu 23° Adapazarı
Sabah
06:23
Öğle
12:51
İkindi
15:18
Akşam
17:40
Yatsı
19:04

İş İnsanı Doğan Çatalbaş: “Bizim sanatkârlara ihtiyacımız var”

Yahya Bakır’a konuşan İş İnsanı Doğan Çatalbaş, “Elleriyle çalışan insan işçidir. Elleriyle ve kafasıyla çalışan insan ustadır. Elleri, kafası ve kalbiyle birlikte çalışan insan sanatkârdır.” dedi.

Haberler/GÜNCEL
23.10.2020
Haberi Yazdır
İş İnsanı Doğan Çatalbaş: “Bizim sanatkârlara ihtiyacımız var”

Yahya Bakır: Doğan Çatalbaş kimdir?

Doğan Çatalbaş: 1979 yılında Karasu'da doğdum. İlkokul ve ortaokul eğitimimi Karasu'da tamamladım.1996 yılında İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nü kazandım. Mezun olduktan sonra da Sakarya Üniversitesi İşletme Anabilim Dalında Yönetim ve Organizasyon bölümünde mastıra başladım. Mezun olduktan sonra iş hayatına atıldım. Evli ve iki çocuk babasıyım. 11 yaşında Eymen adında bir oğlum, 8 yaşında Duru adında bir kızım var. 5 yıldır Sakarya Trabzonlular Derneği Yönetim Kurulu Üyesiyim ve hala devam ediyorum. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası’nda 5 yıl komite başkanlığı yaptıktan sonra 2018 yılından bu yana SATSO Yönetim Kurulunda Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorum. Sakaryaspor’da da Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısıyım.

Y.B-İşe atılma konusunda sizi yönlendiren birisi oldu mu?

D.Ç- Babam yönlendirdi. Mesleğimle alakalı neresi var diye düşündüğümüzde bugün sahibi olduğum Cihan Tesisat’a başvurdum ve 2000 yılında çalışmaya başladım. 

Y.B-Cihan Tesisat o dönemde kurulmuş muydu?

 D.Ç- Evet kayınpederim Kazım Arslan’ın Zirai Donatım Kurumu’ndan emekli olduktan sonra 1986 yılında kurduğu bir proje firmasıydı. 1990 yılında da Cihan Tesisat şirketini kurdu.30 yıldır şirket devam ediyor ve son 20 yılında işleri ben yönetiyorum. 1990'lı yıllarda sanayinin gelişimi ve Organize Sanayi Bölgesi'nin kurulumuyla büyük bir ivme kazandı. 2000'li yıllardan sonra ekonomik krizden etkilenerek biraz küçülmeye gidildi. 2000 yılında işlere başladıktan sonra bir şantiye tecrübem oldu. Bu şantiye tecrübemden sonra 2003'de ofiste çalışmaya başladım.  Bu sayede şirketin idari yönetimine de girmiş oldum. 2005 yılında CDM Cihan Doğalgaz Mühendislik adında   taahhüt şirketi kurduk. 2003 yılında doğalgazın gelmesi ve bu taahhüt şirketini kurmamızla büyük bir yükseliş kazandık. Bu yükselişle o günden bugüne başarıyla ciromuzu arttırmaya devam ettik. 

Y.B- Şantiyede çalışmak işe hâkim olmanızı sağladı mı?

D.Ç- Şantiyede çalışmak çok önemli işin temelinden, uygulamalı kısımlarından gelmek lazım. Ben mezun olduktan sonra Sakarya Üniversitesi’nde mastıra başladığımda haftanın 2 günü ders vardı, diğer günler boştu. Bende vaktimi değerlendirmek adına ne yaparım diye düşündüm. O dönem amcam Halk Eğitim'in açtığı meslek edindirme kurslarına gidiyordu. Valiliğin açtığı sıhhi tesisatçılık kursuna gitti. Daha gündüz açık olan kaynakçılık kursuna da gittim. Pazartesi, salı Yüksek Lisans derslerine devam ettim. Kurs bittikten sonra Cihan Tesisat’ta işe başladım. 3 aylık kursun ardından edindiğim bilgileri çalıştığım şantiyede 2 yıl uygulamalı olarak tecrübe ettim.

Y.B- Önceki dönemlerde üniversitede okuyan bir insan edindiği bilgileri pratiğe dönüştüremiyordu ancak Ticaret ve Sanayi Odası'nın yapmış olduğu üniversite öğrencileri için 3+1 7+1 programları ile birlikte öğrenciler edindikleri bilgileri pratiğe dönüştürebiliyor. Bu anlamda öğrenciler için çok büyük faydalar elde edildiğini düşünüyorum.

D.Ç- Dediğiniz gibi bu uygulama ilk olarak bizim üniversitemizde başladı. Odamızla beraber yaptığımız bu projede 2 yıllık öğrenim gören öğrenciler 4 dönemin 3 dönemini okulda bir dönemini de firmada çalışarak eğitimlerini tamamlıyor. 8 dönem ders görenlerde 7 dönemi okulda bir dönemi firmada tamamlıyorlar. Pratiği görerek çalışıyorlar ve iş hayatına hazır oluyorlar.

Y.B- Siz bir işveren olarak uygulanması ve raporlanması gereken ciddi bir iş yürütüyorsunuz. Öğrencilerin bu pratik uygulamaların yoğun olduğu alanda çalışmalarını öneriyor musunuz?

D.Ç- Tabii ki öneriyorum. Üniversite öğrencilerinin ilgilendikleri, okudukları mesleklerle ilgili pratiklerinin olması gerekir. Teoride öğrendiklerini, boş vakitlerinde uygulamalı hale getirmeliler. Eğitimleri bittikten sonra hazır hale gelmeleri lazım ancak öğrencilerin mezun olduklarında maddiyatla ilgili beklentileri çok fazla oluyor. Mezun olduklarında maddiyata bakmadan 1-2 yıl için kendilerine en iyi nerede yetiştirebileceklerini düşünerek iş bulmalılar. İlk olarak kendinize bulunduğunuz iş yerinde faydalı olabilecek konuma getirmeniz gerekir. Bunu yaptıktan sonra aslında bir mühendis bir eleman ya da bir çalışan şirkette kendi değerini alacağı ücreti kendi belirler. Siz iş yerine ne kadar katkı sağlarsanız işyeri de size o kadar katkı sağlayacaktır. Personel kendi değerini ve kendi maaşını kendi belirliyor.

Y.B- Sizin mesleğiniz de çalışkanlık, beceri, yetenek oldukça önemli ve göze çarpıyor. Bu anlamda çalışanların da bu tür yeteneklerini insanlara göstermesi gerekiyor değil mi?

D.Ç- Bizim sektörümüz oldukça geniş bir yelpazeden oluşuyor. Mekanik tesisat sektörü aynı zamanda yaptığımız işlerle alakalı oluyor. Mekanik tesisat taahhüt olarak sıhhi tesisat, kalorifer tesisatı, ısıtma tesisatı, doğalgaz, yangın tesisatı, paslanmaz tesisatlar, bunların hepsinin taahhüdünü ve malzeme satışını gerçekleştiriyoruz. Bunlarla ilgili hem kurumsal hem bireysel bazda vatandaşın evinde ve endüstriyel anlamda kurumlarda, iş yerlerinde, otellerde, okullarda tüm bu bahsettiğim mekanik tesisat uygulamalarını yapıyoruz. Bu işleri yapmak için yeterli ekipmana, teknik bilgiye ve birikime sahip olmanız gerekiyor. Mekanik tesisat alanında 300'e yakın firma var. Firmaların bir kısmı sıhhi tesisat, bir kısmı doğalgaz tesisatıyla geçiniyordur. Bu hizmetlerin hepsini yapabilmek için belli bir potansiyele, kapasiteye ve bahsettiğim bu imkanlara, teknik ekipmana sahip olmak şarttır. Teknik ekipmanların en önemlilerini de kaliteli personel, kalifiye mühendis ve usta oluşturuyor. Usta sadece plastik kaynağı yapıyorsa ona göre bir geliri oluyor. Hem elektrik hem oksijen hem plastik kaynağı yapıyorsa daha büyük gelirler elde edebiliyor. Bu da tamamen kendini yetiştirme ile alakalı bir durum.

Y.B-İŞKUR'un KOSGEB'in ve diğer kurumların yaptığı ara eleman açığının kapatılması adına yürütülen çalışmalara katılımı, öneriyor musunuz?

D.Ç- Sektörde çok fazla usta ve ara eleman problemi var. Bu sorunun temeli meslek lisesinden başlıyor. Ara eleman sorunu çözmek için insanları meslek liselerine özendirmemiz fayda sağlayacaktır. Şu an ülkemizde ve şehrimizde herkes 4 yıllık bir üniversite mezunu olmanın yarışında ancak meslek lisesi mezunu olup kendini bulunduğu alanda çok iyi yetiştirmiş kişiler üniversite mezunlarından hem iş olarak hem de maddi kazanç olarak daha iyi boyuttalar. Devletimizin mühendise, doktora ihtiyacı olduğunun yanı sıra ustaya ve ara elemana da ihtiyacı var. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası olarak üyelerimizi fuarlara götürürken öğrencileri de beraberimizde getiriyoruz. Öğrencilere konferans ve seminer veriyoruz, uygulama yaparken ihtiyaç duydukları malzeme noktasında destek oluyoruz. Okuldaki hocalarla öğrencilere daha fazla nasıl katkı sağalacağımız adına istişarelerde bulunuyoruz. Milli Eğitim Müdürlüğü ve okuldaki hocalarla çok yakından ilişkiler yürütüyoruz ve bunların olumlu sonuçlarının güzel meyvelerini alıyoruz.

Y.B- Geleceğin ticareti nasıl bir zeminde yürütülecek?

D.Ç-. Geçmişte gelişen bu teknolojiye ayak uyduramayan birçok şirket şu anda varlığını sürdüremiyor. Markalar teknolojiyi takip etmezse ve yeterli ARGE’yi yapmazlarsa değerini kaybederler. Sanayi de bu teknoloji ile birlikte gelişimini sürdürüyor artık insan gibi düşünene gibi düşünen makinelerin olduğu yapay zekayı konuşur olduk. Teknoloji daha önce 20 personelin birlikte yaptığı işi, bir robotun tek başına yapabildiği bir noktaya geldi. Ben gelecekle ilgili elektronik otomobillerin daha da yaygın hale geleceğini ve piyasada oldukça büyük bir yer tutacağını düşünüyorum. Özellikle Pandemi döneminde gördük ki e- ticaret ile ilgili çalışma yapan firmalar daha da ilerledi ve bu anlamda büyük faydalar elde etti. E-ticaret ile ilgili gelecek adına çalışmalar yürütülebilir. 2000 yılında yönetim organizasyon mastırına başladığımda tez konum e-ticaretti ve şu an baktığımda kısa sürede e-ticarette çok büyük gelişmeler olduğunu görebiliyorum ancak ülkemiz adına e-ticarette daha da ileri olmamız gerektiğini düşünüyorum. Zaman da eskiye göre çok daha değerli olacak. O yüzden zamanı verimli kullanmak durumundayız. Veri çok daha değerli olacak. Veriye sahip olan firmalar bir adım daha önde olacak. Online eğitim daha hayatımızda olacak. Elektrikli otomobiller pazar payında lider olacak.

Y.B- Doğan Bey, biz e-ticarette ülke olarak nasıl bir ilerleyiş gösteriyoruz?

D.Ç- Ülke olarak baktığımızda e-ticarette kat edeceğimiz uzun bir yol olduğunu düşünüyorum. Perakende ticareti göz önünde bulundurursak e-ticaret bunun %7 seviyelerinde. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası olarak e-ticaret noktasında çalışmalar yürütüyoruz. E-ticaret yapmak isteyen ve ürünlerini internet sitesi üzerinden satmak isteyen insanlara internet sitesi desteği sağlamak adına şirketle anlaştık ve bu şirket bize online olarak ayda iki günlük bir eğitimi ücretsiz olarak veriyor. İnternet sitesini de ücretsiz olarak kuruyor.

Y.B-Bu bahsettiğiniz aslında e-ticaret ile birlikte insanların alışveriş kapasitelerinin de genişledi. Örnek verelim, bir gömlek alırken size bu gömleği şurada giyebilirsiniz, şununla giyebilirsiniz diyerek seçenekler sunuyor ve farklı hizmetlerde satın almanız sağlanıyor. Bahsettiğiniz veri planlaması bu değil mi?

D.Ç- Bayan giyim üzerine yoğun ve dinamik bir tempoda e-ticaretten yaptığımız “Burcustore” adında bir şirketimiz daha var. Bu şirkette eşim aktif olarak rol oynuyor, gerek olması halinde bende desteğimi veriyorum. Şirkette sattığımız ürünlerin devamlı yenisiyle değiştirmek durumunda kalıyoruz. Çünkü piyasa çabuk tüketiyor. Müşteriler hep yeni arayış içerisinde, moda çok çabuk değişiyor. Kim daha önce satarsa piyasaya o hâkim oluyor. Bu anlamda da yeni ürünler, yeni tasarımlar çıkartmak durumunda kalıyoruz. Bunun içinde reklam yapılması gerekiyor. Sosyal medya üzerinden yapılan tanıtımlar, reklamlar datalar ve veriler sayesinde gerçekleştiriliyor. Bu reklamlar yapılırken de filtre seçenekleri oluyor. Doğru müşteriye daha çabuk ulaşmak adına seçenekler yaparak verilerin ve dataların kullanıldığı sistemlerle çalışmalar yürütüyorsunuz.

Y.B-Sizce geleceğin meslekleri neler olacaktır? Paramızı hangi alanlarda ne şekilde kullanmamız doğrudur?

D.Ç- Doğru bildiğimiz işleri yapmalıyız. Sabancı'nın bir sözü var; “Her şeyin bir şeyini; bir şeyin her şeyini bileceksin.” örnek aldığım bir sözdür. Yani sektörünle ve işinle alakalı herşeyi bileceksin ama bir konuda da tam olarak uzmanlaşacaksın. İşin muhasebesi, uygulaması, yönetimi her şeyi bileceksin. Benim şirketim için söylüyorum. Bugün şirkette kimse çalışmasa ben yine şirketi yürütürüm çünkü muhasebe sistemlerini biliyorum, uygulamasını, pazarlamasını, satışını, teknik kısmını her şeyini biliyorum. İhracatımızı arttırmak adına çalışmalar yapmalıyız. Ne üretiyorsak dünyaya açılmalıyız ve katma değer elde edecek şekilde üretmeliyiz. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'nda göreve geldiğimizde 400 tane ihracatçımız vardı. İhracatta Türkiye'de 7. sıradayız 5'e kadar inmek istiyoruz. Bu yönde çalışmalarımız, hedeflerimiz var. Hedefimiz Sakarya'daki ihracatçı sayısının 1000’e çıkarmak. Bu konuyu çok önemsiyoruz ve çalışmalarınızın çoğunu bu konu üzerinden yürütüyoruz. Üniversitemizdeki 3.000 civarındaki yabancı öğrencileri de işin içine katmaya çalışıyoruz. Organize Sanayi Bölgeleri’nin gelişmesi ile birlikte Sakarya oldukça ilerledi, cazibe merkezi haline geldi. Birçok firmanın şehrimizden yatırım talepleri ve planları var biz bunlara karşı çok titiz davranıyoruz. Bu çalışmaları yaparken çevreye zarar vermeyecek şekilde faaliyetler yürütmeye önem gösteriyoruz. Üniversite öğrencileri adına onların beyin göçü yapmaması ve şehirde kalıp öğrendikleri bilgileri pratiğe dönüştürmelerini ve istihdama katkı sağlamalarını istiyoruz. Geleceğin meslekleri müşteri kazandırma işi, kitlesel fonlama, güneş enerjisinden elektrik üretim işi, online eğitim, yazılım ve elektrikli otomobile yönelik yatırımlar olabilir. Dijital teknolojinin daha yoğun kullanıldığı sektörler ön planda olacak.

Y.B- Şehrimizin markası Sakaryaspor’la ilgilenmeye başladınız. Daha önce bir spor deneyiminiz var mıydı?

D.Ç- Futbol ile ilgili aktif bir deneyimim yok ancak daha önceki dönemlerde de Sakaryaspor’la ilgili görevlerde bulundum. 3 yıldır Sakaryaspor Genel Kurulu üyesiyim. Son seçimlerde de Mali İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev aldım. Seçim süreci biraz sancılı geçti ve olması gerekenden daha geç gerçekleşti. Bu da takımın sezona hazır olmadan başlamasına sebep oldu. Biz göreve geldikten sonra takımın 10 günlük bir kamp süreci oldu. Seçimden sonraki 2 hafta çok yoğun ve zor geçen dönemde geçmiş yıllardan kalan borçların temizlenmesi gerekiyordu. Sözleşmesi biten ve sözleşmesi devam eden oyuncular var. Federasyonda birikmiş daha önceki yıllara ait borçlar mevcut. Tüm bunların ödenmesi gerekiyordu. Bunlarla ilgili başkanımız Cevat Ekşi’nin yoğun süren bir çalışması oldu. Bizde ona yardımcı olmaya çalıştık. SATSO olarak sezon boyunca tüm deplasman masraflarını karşılayarak takımımıza destek olacağız. Tüm bu dosyalar kapatıldı ve ardından bir takım kurmaya çalıştık. Kısa sürede elimizdeki iyi oyuncuları tuttuk ve hangi bölgeye destek gerekiyorsa yeni transferler gerçekleştirdik. Teknik direktör konusunda da göreve geldiğimiz ilk 2 günde belirlemeler yaptık. Şehre ve kamuoyuna bakıldığında doğru bir teknik direktör seçimi yaptığımızı düşünüyorum. Play-off'a kalmadan şampiyonluk elde edip bir üst lige çıkmayı hedefliyoruz. Yapılan en iyi işlerden birisi de genel kurul üyeliği sınırının kaldırılmasıdır. 3 yıl önce Genel Kurul Üyesi olduğumda %20 sınırlaması vardı. Bu uygulama artık kalktı ve istenen şartları karşılayan herkes üye olabilir, bu da kalıcı bir gelir oluşturuyor. Bu sayede kulübün gelirleri artırılabilir ve yönetimi seçme noktasında yetkileri olur.

Y.B- Genç bir iş insanısınız, bulunduğunuz sektörle ilgili gelecek planınız var mı?

D.Ç- Türkiye’nin en eski ve 30 yıldır kesintisiz devam eden Baymak bölge bayisiyiz. Baymak’ın ürün gamı oldukça geniş ve bu sayede pazarda çok fazla söz sahibi oluyoruz. Kombi, klima, kazan, radyatör, şofben, termosifon, boyler, ısı pompası, genleşme tankları, pompa, hidrofor,güneş enerjisi kollektörleri, fotovoltaik piller gibi ürünlerimiz var. Bu ürün gamı genişliği pazar payını artırma konusunda bize çok fayda sağlıyor. Dört mevsim her firmaya satacak bir ürünümüz oluyor. Bayi ağımızı geliştirmekle ilgili planlarımız var. Baymak olarak güneş enerjisinden elektrik üretme işinin içine de girerek kendi işyerimize kurduk ve buradaki amacımız hem bu sistemden faydalanmak hem de bunu ilk yaparak vatandaşlara da gösterip bir örnek olmaktı. Doğalgaz tükeniyor, petrol tükeniyor, rüzgâr enerjisi olsun, güneş enerjisi olsun yenilenebilir enerji kaynakları gün geçtikçe daha büyük bir önem arz ediyor. Türkiye, İspanya'dan sonra Avrupa'nın en fazla güneş alan ülkesi 2013 yılında biz bunun başlangıcını yaparak kendi iş yerimize güneş enerjisinden enerji üreten sistemi kurduk. Şehrin ileri gelenlerini davet ettik ve sistemi tanıttık. İleriye bakıldığında gelişecek sektörlerden birisinin de bu olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda her evin çatısında güneş panellerini görmeye hazır olmalıyız. Geleceğe dair hedeflerimden birisi de budur. Güneş enerjisinden elektrik üretim sistemlerini gelecekte daha yoğun olarak uygulamak istiyorum. Her evde elektrik tüketilen her alanda bu sistem kullanılabilir. Sistemler kapasiteye göre değişiklik gösterilebilir. 3kw’dan 1000kw'a kadar ne kadar ihtiyacınız varsa çatınıza göre kullanabilirsiniz. Bu sistemin geri dönüşümü için bizim bölgemizde 7 yıllık bir süreç gerekiyor. Pratik bir hesap olarak siz 7 yıl içinde kaç liralık elektrik faturası ödüyorsanız o kadarlık yatırım yaptığınızda bu sistemin ömrü boyunca güneş enerjisini bedava kullanmış olursunuz. Güneş enerjisi panellerinin yaklaşık 30 yıllık bir ömrü var.

Y.B- Okulların kapalı olduğu sürede bir sosyal sorumluluk projesinde aktif rol aldığınızı biliyoruz. Bu projeyi anlatır mısınız?

D.Ç- Meslek komitemiz de bir üyemizin teşvikiyle bu işe girdik. Pandemi sürecinde eğitimin aksaması üzerine şehrimize, ülkemize nasıl bir faydamız olur, diye düşünürken böyle bir proje oluşturduk. Yazın okulların kapalı olduğu dönemde okullarımızın eksiklerini giderelim dedik. Milli Eğitim'e belirli bütçeler geliyor ancak bu bütçeler özellikle yeni okulların yapımında kullanılıyor. Tamirat ve tadilat işleri uzun sürebiliyor. Eğitime öğretime hazırlanması açısından bizim sektörümüzle alakalı okulların tesisat sorunu varsa su, ısıtma, doğalgaz tesisatıyla ilgili bunları çözmek için Milli Eğitim’le protokol yaptık. Sorunları bize bildirmelerini istedik. Bu protokole girmek isteyen ve ücretsiz olarak bu eksikleri gidermek isteyen firmaların da desteğiyle yaptığımız güzel bir proje oldu. 20 civarı firmanın katılımı ile 25 okulun tesisat eksikliklerini tamamladık. SATSO olarak da yaptığımız, kamuoyunda yer alan sosyal sorumluluk projelerimiz var. Elâzığ depreminde üyelerimizle beraber buradan 368 bin çocuk bezi, 50 bin ıslak mendil tırlarla Elâzığ’a gönderildi. Komite üyelerimizle birlikte Afrika’da su kuyusu açtırdık. Pandemi sürecinde Valilik ve Büyükşehir Belediyesi’yle beraber eğitime katkı sağlamak adına tabletlerle ilgili bir çalışma yapıyoruz. Ramazan'da ihtiyaç sahiplerine iftar kolileri gönderiyoruz. Yine eğitimle ilgili eğitimin başladığı süreçlerde ihtiyaç sahiplerine kırtasiye çekleri temin ediyoruz.

Y.B- Doğan Bey, sektörde öncü bir firmasınız ve 30 yıllık bir deneyiminiz var. İş ahlakıyla ilgili neler söylersiniz?

D.Ç- İş ahlakıyla ilgili şunları söylemek istiyorum. Elleriyle çalışan insan işçidir. Elleriyle ve kafasıyla çalışan insan ustadır. Elleri, kafası ve kalbiyle birlikte çalışan insan sanatkârdır. Bizim aslında sanatkârlara ihtiyacımız var. İşçi olmak, usta olmak, sanatkâr olmak ayrı bir şey işin içine duygunun da katılması ayrı bir şey. İşten, kaliteden kaçmamak gerekir. Bir işin gereği neyse hakkıyla yapılmalıdır. İş ahlakı ile ilgili bizim şirketimizin işi en ucuza yaparız diye bir iddiası yok. Bizi tercih edenler köklü ve kurumsal bir kuruluş olduğumuz , dürüst davrandığımız, işi iyi şekilde, kaliteli ve zamanında yaptığımız için bizi tercih ediyorlar.

Y.B-Doğan Bey, bir Sakaryalı olarak Sakarya için neler söylersiniz?

D.Ç- Benim işim gereği hobilerimden biri de seyahat etmek, gezmeyi seviyorum. Yeni yerler görmeyi ve keşfetmeye çok seviyorum. Tatile giderken de farklı yerleri tercih ederim. Nereye gidersem gideyim 3-4 gün sonrasında memleketimi, Sakarya'yı özlüyorum.  Şehrimiz o kadar güzelliklere sahip ki klasik olacak belki ama şehrimizde ne ararsan var. Dağından, gölünden, deresinden, yaylasından, denizinden, tarihi eserlerinden her şey mevcut. Yine aynı şekilde Sakarya, ticari anlamda da çok gelişmiş bir yer jeopolitik konumu birçok farklı noktayı birbirine bağlaması açısından kesişim niteliğinde bir şehir. Karayolları, otoyollar, Karasu limanı ve raylı taşımacılıkla lojistik üssü. Adapazarı isminde ki Pazar kelimesinden de  anlaşılacağı üzere tarihten beri ticaretin merkezi olmuştur. Türkiye’de ki ilk yerel banka Adapazarı İslam Ticaret Bankası şehrinizde kurulmuştur. Sakarya verimli arazileri ve öne çıkan zirai ürünleri ile tarımda, mevcut 7 Organize  Sanayi bölgesi ile ve benim de müteşebbis heyetinde olduğum yeni kurulan 5.300 dönümlük Ferizli Otomotiv ve Metal İhtisas OSB si ile birlikte sanayide, 2 üniversite ve yaklaşık 100.000 civarında öğrenci ile eğitimde, turistik yerleri ile Turizmde ülkemizin gözbebeği yerlerinden birisidir.

Y.B- Doğan Bey, katılımlarınızdan dolayı çok teşekkür ederiz.

D.Ç- Ben teşekkür ederim.

 

 

 

 

https://www.youtube.com/channel/UCSufWlcrnTnTZHYqFTUvTLw
Yorumlar 0
Bu habere ilk yorumu siz yapın