EKONOMİ

Liman, Demiryolu ve Sanayi Entegrasyonu Sakarya'yı Üst Lige Taşıyacak

Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Erdem Ercan Başkanlığında Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Meclis Başkanı Erdem Ercan şunları dile getirdi: “

Katar Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir helikopterin eğitim faaliyeti sırasında düşmesi sonucu şehit düşen Türk Silahlı Kuvvetleri personelimize ve ASELSAN çalışanlarımıza Allah’tan rahmet; ailelerine, sevenlerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum.

Öğrencisinin acımasız bir saldırısıyla aramızdan ayrılan Fatma Nur Çelik öğretmenimize Meclisimiz adına Allah’tan rahmet; kederli ailesine, sevenlerine ve tüm eğitim camiasına sabır diliyor, şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzun bir kez daha altını çiziyorum. Camiamızdan hasta olan arkadaşlarımıza acil şifalar, vefat edenlere ve yakınlarına Meclisimiz adına Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.” dedi.

Toplantının devamında yoklama ve gündem maddelerinin oylanmasına geçildi. 1242 nolu Meclis oturumuna ait tutanak görüşülerek oy birliği ile kabul edildi. Şubat ayı Kat’i Mizan ve ekleri ile Bütçe İzleme Raporu, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı Tuncay Cebeci’nin sunumunun ardından oylanarak, meclis üyeleri tarafından tasdik edildi.

Meclis Toplantısının devamında ülke ve ekonomi gündemi hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ şunları dile getirdi;

Genel Değerlendirme

Son dönemde küresel ekonomi belki de modern çağın en çetin sınavlarından birini veriyor. Artık öyle bir dönemdeyiz ki; bir iş insanı olarak sabah uyandığınızda sadece kura, enflasyon verisine veya faiz kararına bakmanız yetmiyor.

Artık haritayı önünüze açıp, jeopolitik dengeleri de analiz etmek ve bunları yakından izlemek zorundayız. Özellikle Orta Doğu’da aylardır süren gerginlik, bize bir gerçeği çok sert hatırlattı: huzurun olmadığı yerde, hesap da tutmuyor. Mart ayının sonuna gelirken İran ile İsrail arasındaki o bildiğimiz gerilim, maalesef ABD’nin de girmesiyle bölgesel bir savaşa dönüştü ve bu durum mutfağımızdaki enerji maliyetinden, cebimizdeki finansal varlıklara kadar her yere sirayet etti. Bugün hürmüz boğazı çevresindeki riskler arttıkça, petrol akışı aksıyor.

Bu da başta Asya ve Avrupa olmak üzere tüm dünyada enerji fiyatlarını yukarı doğru itiyor. Goldman Sachs’ın 17 Mart tarihli analizinde ise Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması durumunda brent petrolünün ortalama 98 dolar civarında seyredeceği, ancak uzun kesintilerde fiyatların 150 dolar seviyesine kadar tırmanabileceği öngörülüyor. Bu tablo, küresel büyümede yaklaşık 0,3 puanlık gerileme riski yaratıyor.

IMF verileri net: enerji fiyatlarında kalıcı bir %10’luk artış demek, dünya genelinde enflasyonun 40 baz puan artması, büyümenin ise %0,2 yavaşlaması demek. ABD merkez bankası, haziran ve eylül aylarında olası faiz indirimlerinin kapsamını yeniden değerlendirmeye alırken; Avrupa Merkez Bankası da enerji kaynaklı enflasyon baskılarını izlemeye devam ediyor.

Ancak burada asıl mesele sadece matematiksel veriler değil. Rakamların bu denli savrulmasının ardında küresel sistemin koruyucusu olduğunu iddia eden ABD gibi güçlerin, kuralları ve kaideleri hiçe sayan keyfi tavırları uluslararası ticaretin güven zeminini yerle bir ediyor.

Artık karşımızda hukukun üstünlüğüyle işleyen bir piyasa değil, 'güçlü olanın kuralı o an yazdığı' ve jeopolitik çıkarlar uğruna küresel refahın feda edildiği, kaotik bir düzen var. Diğer taraftan çoğumuz, enerji krizini sadece "akaryakıt zammı" sanıyoruz. Ama aslında bu kriz, kullandığımız yapay zekayı ve dijital dünyayı da vuruyor. Bugün devasa veri merkezleri o kadar çok enerji tüketiyor ki, enerji fiyatındaki her artış dijital işlem maliyetlerimizi de sessizce yukarı çekiyor. Yani kriz, sadece depomuzda değil, cebimizdeki telefonun işlem gücünde bile hissediliyor.

Türkiye Ekonomisi

Peki, bu devasa küresel dalgalanma Türkiye’ye nasıl yansıyor? Enerji ithalatçısı bir ülke olarak, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki her kuruşluk artış, bizim dış ticaret dengemizi ve enflasyonla mücadelemizi doğrudan zorlaştırıyor. Ancak Türkiye, bu süreci sadece "izleyen" değil, "yöneten" bir aktör olmalı. Sahip olduğumuz esneklik ve stratejik avantajlara odaklanmalıyız.

Türkiye ekonomisi tam 22 çeyrektir aralıksız büyüyor; bu önemli bir başarı. Ancak 2026 yılında da bu ivmeyi sürdürmek daha zor. Bölgedeki savaş, bu büyüme yolunu ciddi anlamda "engebeli" hale getirdi. Bu yılki büyümenin kalıcılığı, tamamen bu krizin süresine ve bizim dış şoklara vereceğimiz tepkiye bağlı. Bu fırtınayı hasarsız atlatmanın tek yolu, gerçekçi bir ekonomi yönetimidir. Küresel türbülansın etkilerini asgariye indirmek için; sıkı para politikasının kararlılıkla sürdürülmesi, mali disiplinden asla taviz verilmemesi, dış dünyaya karşı güvenilirliğimizin teminatıdır.

Diğer taraftan riskler büyük olsa da, elimizde güçlü enstrümanlar da var. Mesela; dünya enerji yollarında kriz yaşanırken, Türkiye sahip olduğu boru hatları ve lojistik altyapısıyla "güvenli liman" ve "enerji merkezi" olma vizyonu ile ilerlemeli.

Bununla birlikte savunma sanayiimiz sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden bir ekonomik güç. Bu sektör, Türkiye’ye küresel masada çok stratejik bir "diplomatik kaldıraç" ve ciddi bir döviz girdisi sağlıyor.

Bir de Uzak Doğu’dan gelen lojistik hatlarının riskli hale gelmesi, Avrupalı dev markalar için Türkiye’yi önemli bir merkez kılıyor. Özellikle lojistikte yaşanan aksamalar birçok sektörde Türkiye’yi Avrupa’nın en büyük üretim alternatifi haline getirebilir. Şunu tekrar ifade edeyim: enerji fiyatlarındaki artışın sadece ulaşım ve ısınma maliyetlerini etkilediğini düşünmek büyük bir yanılgı olur; bu kriz aslında dijital dünyayı da derinden sarsıyor. Bugün devasa veri merkezlerinin yıllık enerji tüketimi, bazı orta ölçekli ülkelerin toplam tüketimini aşmış durumda.

Su Verimliliği

Bu konuyla paralel olarak dün, dünya su günü vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz Sürdürülebilirlik Konferansı’nda da altını çizdiğimiz gibi; suyun geleceği, aslında enerjinin de geleceğidir. Bugün bir fabrikayı 'akıllı' yapan şey, sadece elektriği tasarruflu kullanması değil, aynı zamanda her bir damla suyun değerini bilen kapalı devre arıtma sistemlerini ve geri dönüşüm teknolojilerini devreye almasıdır.

Su krizi kapıdayken, enerji verimliliği ile su tasarrufunu birbirinden ayrı düşünemeyiz. Sakarya olarak bu konuda bilinçli ilerlediğimizi düşünüyorum. Büyükşehir belediyemizin en kıymetli su kaynağımız sapanca gölü ile ilgili çalışmaları da ortada. Kendilerini sonuna kadar destekliyoruz.

Dünyada yaşanan bu süreci örneğin 3. Dünya savaşı olarak okursak tarih bize defalarca gösterdi ki: savaşın galibi yoktur. Çatışmanın olduğu yerde ne sermaye çiçek açabilir ne de emek karşılığını bulabilir. Bugün Hürmüz Boğazı’ndaki gergin bekleyiş, aslında sadece petrol varillerinin değil, bir çocuğun eğitiminin, bir gencin iş hayalinin ve bir ülkenin on yıllarca ilmik ilmik ördüğü büyüme momentumunun sınavıdır. Unutmayalım ki; ekonomi rakamlardan ibaret değildir, ekonomi hayattır ve hayat, ancak barışın gölgesinde yeşerir.

Dış ticaret verileri

TİM tarafından açıklanan verilere göre; ilimiz şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde %7.1’lik artış, ocak ayına kıyasla ise yüzde 30.3’lük bir düşüşle 390 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Kümülatif ihracatımız geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla %17.8 artış gösterdi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise %176 olarak gerçekleşti.

‘Made in EU’

Türkiye, artık resmen ‘Made in EU’ (Avrupa Malı) düzenlemesi kapsamına alındı. Biliyorsunuz; yıl başında ab ile Hindistan arasında imzalanan anlaşma, rekabet gücümüz adına hepimizi endişelendirmişti. Ancak yeşil mutabakat ve sınırda karbon düzenlemesi gibi süreçlerde sergilediğimiz titizlik, bugün meyvesini verdi. Bu yeni düzenleme, o endişelere verilmiş en güçlü ve haklı cevaptır. Artık ürünlerimiz, Avrupa pazarına hiçbir kısıtlama olmaksızın Avrupa malı etiketiyle girebilecek.

Bu sadece bir etiket değişimi değil; Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki ayrılmaz yerinin tescilidir. Bu fırsat, hem rekabet gücümüzü artıracak hem de ülkemize nitelikli yatırımları çekecektir. Artık sadece bir 'tedarikçi' değil, Avrupa üretim zincirinin ana merkezlerinden biriyiz.

Sanayi Sıçraması

Ancak bu fırsat penceresinden geçmek için sadece mevcut yapımızı korumak, ayakta tutmak yetmez. Bunun yerine, sanayiyi yeni nesil bir anlayışla baştan tasarlamak zorundayız. Türkiye, sanayi basamaklarını birer birer tırmanan bir ülke olmanın ötesine geçmeli gerçek anlamda bir 'sanayi sıçraması' gerçekleştirerek lig atlamalıdır. Bu sıçrama sadece daha fazla üretmek değil, daha akıllı, daha yeşil ve daha katma değerli üretmek demektir. Hedefimiz, küresel tedarik zincirinde 'sipariş bekleyen' bir halka olmak değil, o zincirin bizzat tasarımcısı ve oyun kurucusu konumuna yükselmektir.

Sanayinin Demiryoluna Entegrasyonu

Bildiğiniz gibi karasu demiryolu projesi 12 yıldır atıl bir durumdaydı. Geçtiğimiz yıl ihalesi tekrar yapıldı ve çalışmalar da resmi olarak başladı. Bizler de bu gelişmeyle birlikte demiryolunun sanayi bölgeleriyle entegrasyonu konusunu gündeme getirdik.

Karasu demiryolumuz aynı zamanda karasu limanıyla da entegre edilecek. Demiryolu en ucuz, en uygun ve en fizıbıl taşıma operasyonudur. Bu projenin sanayi bölgeleriyle de bağlantılı olması ciddi bir kazanım ve lojistik güç sağlayacaktır.

Şehrimizin ve ülkemizin önemli ihracatçılarından olan Toyota’nın da demiryolu bağlantısı ihtiyacı var, yıllardır dile getiriyor. Üretilen araçları karayoluyla limanlara taşımaktansa demiryolu ile limanlara ve Avrupa’ya sevk etmek ciddi bir rekabet avantajı yaratacaktır.

Bu önemli konu TOBB Ulaşım ve Lojistik sektör meclisinin de ana gündeminde yer almış durumda. Meclis üyemiz yiğit ateş de odamızı temsilen o mecliste yer alıyor ve kendisi bakanlığa bu konu ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi. TOBB’dan da bu önerimize ciddi destek var. Çünkü bu projeye Çin ve Avrupa arasını Zengezur koridorundan birbirine bağlayacak önemli bir proje olarak bakılıyor.

Uluslararası anlamda da önemli kazanımları beraberinde getirmesi bekleniyor. Oda olarak bu konunun üzerine gideceğiz. Demiryolu güzergahında planladığımız lojistik OSB’mizin de demiryolu projesi ile eş zamanlı tamamlanması şehrimizin lojistik üs anlamında stratejik konumunu güçlendirecek.

E-Haciz

Geçtiğimiz meclis toplantımızda dile getirdiğimiz ve ay içerisinde gündeme taşıdığımız e-haciz konusuna bir kez daha değinmek istiyorum. Bu ciddi bir konu ve iş insanlarına hiçbir hareket imkanı tanımıyor. Bir tuşla koyulan E-Hacizi kaldırmak için de ciddi mesai harcanıyor.

Borcun meblağı düşük olsa da tüm hesaplara, kartlara tedbir uygulanması günlük iş akışıyla uyuşmuyor. Uygulamanın uygulanış biçiminin değişmesi gerekiyor. E-haciz son başvuru yöntemi olmalıdır. Bunu TOBB’a da ilettik.

Trafik Cezaları

Bir de trafik cezaları var. Bu konuda çok telefon geliyor. Son dönemde artan trafik cezaları ve denetim uygulamaları, ne yazık ki amacını aşıyor. Ciddi bir mağduriyet oluşturmaya başladı. Elbette trafik güvenliği ve kurallar önemlidir. Ancak ekonomik zorluklarla mücadele eden üyelerimiz için bu cezalar, bir mali yük haline geldi. Denetimlerin cezalandırıcı değil, eğitici ve ticari hayatın sürekliliğini gözetici bir anlayışla yürütülmesini bekliyoruz.

Vergi Denetimleri

İş dünyamızın omuzlarındaki bir başka ağır yük de vergi denetimleri… Hazine ve maliye bakanlığı vergi denetim kurulu (VDK), lüks harcamalar ile beyan edilen gelirler arasındaki uyumsuzluğa yönelik çok geniş kapsamlı bir inceleme başlattı. Risk Analiz Merkezi’nin verilerine göre, 16 bin 300 mükellef mercek altında.

Kredi kartı harcamalarından gayrimenkul alımlarına kadar her detay izahata çağrılıyor. Elbette kayıt dışı ile mücadeleyi ve vergi adaletini hepimiz destekliyoruz ancak sahadan aldığımız geri bildirimler, üyelerimizin bu süreçte ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Çünkü hepimiz biliyoruz ki; ticaretin doğası gereği her harcamanın kaynağını yıllar sonra bile 'bire bir evrakla' ispatlamak her zaman mümkün olmuyor. Evrak eksikliği veya teknik detaylar nedeniyle iş insanlarımız, telafisi güç vergi zayi cezalarıyla karşı karşıya kalıyor. Buradan yetkililere de bir çağrıda bulunmak isterim: denetimler, dürüst mükellefi cezalandıran veya iş dünyasını üretimden soğutan bir sürece dönüşmemelidir. İradeden beklentimiz; mükellefin izahatlarını hakkaniyetle değerlendiren, mağduriyetleri önleyen ve yapıcı bir denetim modelinin işletilmesidir. Üretim gücümüzü korumak istiyorsak, vergi sistemimizi de cezalandırıcı değil, teşvik edici ve gerçekçi bir zeminde tutmak zorundayız.

Öğretmen Cinayeti

Cezalar, denetimler bir tarafa toplumsal yozlaşma da göz ardı edilemeyecek bir noktaya da gelmiş durumda. Biz burada sadece ekonomik bir mağduriyeti değil, toplumsal bir sızıyı da paylaşmak zorundayız. Asıl tehlikenin ekonomik sıkıntılar değil, toplumsal çözülme ve derin bir “değerler erozyonu” olduğunu üzülerek izliyoruz.

Geçtiğimiz haftalarda hayattan koparılan öğretmenimizin ve Sakaryalı futbolcumuzun acısı hala yüreğimizde. Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum.

Yerli Malı Tebliği

Ülkemizi dışa bağımlılığını azaltmak adına bu yılın başında önemli bir adım atıldı ve "yeni yerli malı tebliği" yürürlüğe girdi. Odamız, bu yeni dönemde de yerli üretimin tescili noktasında belge düzenlemeye devam ediyor. Burada özellikle otomotiv sektörümüzü ve tedarik zincirimizi ilgilendiren bir hatırlatmam var:

Artık kamu alımlarında ve engelli vatandaşlarımızın araç edinimlerinde, bakanlığın ilan ettiği "motorlu araçlar yerli katkı oranı beyanları" esas alınacak. Üretimde istikrarın bozulmaması için otomotiv sektörüne 1 temmuz 2026 tarihine kadar geçiş süreci tanındı.Bu konuda odamız sanayi müdürlüğü üyelerimizin sürece doğru ve hızlı şekilde adapte olmasına destek olmak amacıyla yeni yerli malı belgesi ile ilgili bilgilendirme ve başvuru yöntemlerine yönelik firmalarımıza birebir bilgilendirme toplantıları düzenliyor. Araç üretim sürecinde yer alan tüm tedarikçi üyelerimiz, odamız sanayi müdürlüğü ile iletişime geçebilirler.

Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının “Yönetim Kurulunun Aylık Faaliyetleri” maddesinde söz alan; Maddede söz alan:

33. Meslek Komitesi (Makine ve Otomasyon Sistemleri Üreticileri) Meclis Üyesi Günay GÜNEŞ, “

Büyükşehir Belediye Başkanımızın hepimizin geleceğine yönelik çalışmalarını içeren sunumu çok keyifli ve güzeldi kendisine teşekkür ediyorum. Kendisi konuşmasında “Ayrıştıran kaybetmeye mahkumdur,” dedi. Biz de burada ayrıştırmamalıyız. Sayın başkanımızın seçim sürecinden sonra ayrıştırmadan süreç geçireceğiz diye bir değerlendirmesi vardı. Teşekkür ediyorum. Ama söylemle eylem her zaman aynı olmuyor. Ramazan Ayı elbette iftar programlarıyla geçti. Akgün başkanımız da birçok iftara katıldı, ancak bir konuyu kınıyorum: mikrofondan kimse bir komite için oy isteyemez. 20 bin üyesi olan bir STK başkanı kimse için oy istememelidir. Bu bizi ayrıştırır işte; seçim süreci başladı ve bu ayrıştırmalardan vazgeçelim.” dedi.

Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının devamında “Meslek Komitelerinin Sorunlarının Görüşülmesi” Maddesine geçildi. Maddede söz alan:

29. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis Üyesi Kenan TAÇYILDIZ, “2 Mart’ta bir öğretmenimiz katledildi. Sosyal medyada öğretmenlerin öğrenciler tarafından tiye alınması, veliler tarafından darp edilmesini görüyoruz. Bize ne oldu diye düşünmemiz gerekir. Okullarda önlem alınması gerekir. Okullar eğitim- öğretim yeridir. Bakanlığımız gerekli önlemleri alacağına inanıyorum.

Değerli velilerimiz çocuklarını seviyorlar ve biz öğretmenler de onları onlar kadar seviyoruz. Bizler çocuklarımızın reel hayata hazırlanması için çabalıyoruz ancak velilerimiz çok duygusal davranabiliyor. Maalesef velilerimiz çocuklarına yeteri kadar hata yapma, hayal kurma imkanı vermiyor. Çocuklar serbest bırakılmalıdır. Onların öğretmeni biziz. Sizler anne-baba olun, bizler öğretmenlik yapalım.

12 Mart’ta istiklal marşımızın kabul gününde kendini bilmez bazı idareciler bu ülkenin temiz çocuklarını alet ederek mili maşımızı farklı dille okuttular. Kendilerini kınıyorum. Hoşgörüyle bakılacak bir olay değildir. Hepimizi ilgilendiren ancak alışılmış çaresizliğimiz var: elektrik kesintileri. Bu konuya hiçbir şey yapamıyoruz. Elektik şirketine hiçbir yaptırım uygulanamıyor. Bayramda bile elektrik kesintileri yaşadık. Bu son bulmalıdır.” diye konuştu.

7. Meslek Komitesi (Isıtma, Soğutma ve Mekanik Tesisatçılar) Meclis Üyesi Adem BİLGEN, “Sakarya’mızda yeni el değiştiren gaz dağıtım şirketiyle alakalı ciddi sorunlar yaşıyoruz. Geçiş sürecinde elbette bir operasyon süreci yaşanabilir. Bizler de firmalar olarak buna destek olabiliriz. Ancak tesisat firmaları olarak bizler karşımızda profesyonel iletişim kuracak birini bulamıyoruz. Firmada kararlar merkezden alınıyor. Yakında bir randevu talep ettik. Üyelerimizin sahipsiz olmadığını, EPDK kuralları çerçevesinde belirli haklarımız olduğunu hatırlatmak istiyoruz.” dedi.

16. Meslek Komitesi (Sigortacılık ve Finans) Meclis Üyesi Zafer YILDIRIM, “Ülkemizde en çok kazanan sektörler hep aynı. Ancak herkesin en çok kazancı da gideri de maalesef faiz. Bankalar, kredi kooperatifleri, yatırım şirketleri arasında sigorta acenteleri ve şirketleri de gösteriliyor ancak bizim payımız ise bunda 10 binde 3’e tekabül ediyor. Adalet eşitlik ve mesleğin devamlılığı adına destekler bekliyoruz. Sektör olarak NACE kodu düzenlemesi, sigorta acentelerinin doğru konumlandırılarak desteklere erişebilmesi gerekiyor. TOBB’dan bu konularda destek bekliyoruz. Her kesimde ciddi bir geçim problemi var. SGK, vergi dairelerinden sürekli e-haciz bildirimi geliyor. Devlet özel fark etmeksizin bankalar hep alma derdindeler. Firma sayısında artış gözükse de sicili bozuk firmalar bölünüyor. Artık iş dünyasının yönlendirmelerinin itibar sayıldığı bir ortam sağlanmalıdır.” dedi.

19. Meslek Komitesi (Ulaşım ve Taşımacılık Grubu) Meclis Üyesi Yunus Emre ELBEK, “Komite olarak istişare toplantısı tertipledik ve üyelerimizden birçok talep var. Taşımacılık sektörü özel-devlet firmalarıyla çalışıyor. Özel firmalarla yapılan sözleşmelerde fiyat farkı yakıt farkı maddesi koyulabiliyor. Devlet kurumlarında ise bu mümkün olmuyor. Bu sağlıklı bir devamlılık sağlamıyor. Şehrimizde “S” plaka uygulamasında personel plakası yapılan araçla öğrenci taşımacılığı yapılamaz deniyor. Bize personel taşımacılığı için ayrı öğrenci taşımacılığı için ayrı araçlar ve plakalar alınması söyleniyor. Bu reel piyasada pek mümkün olmayan bir uygulamadır. Maliyetler bu şekilde içinden çıkılmaz bir hal alabilir.” ifadelerini kullandı.

22. Meslek Komitesi (Otomotiv ve Yan Sanayi) Meclis Üyesi Yiğit ATEŞ, “Karasu limanımızın raylı sistem ile OSB’lere bağlanması için Akgün Başkanımızla ciddi girişimlerde bulunduk. TOBB ulaşım sektör meclisinde bakanlığa bu konuda detaylı bir sunum yaptık ve çok hızlı aksiyon alındı, liman ile ulusal demiryolu ağının 2028’e kadar bağlanacağı sözü aldık.

Bu proje çok önemli. Ticarette yeni bir İpekyolu projesi var. Çin ile Londra arasında Süveyş kanalından 46 gün süren lojistik macera 16 güne iniyor. Burada en kritik yerlerden biri Zengezur koridorundan bir ağ oluşturuluyor. Bu koridorun Kars ile birleşmesi ulusal demiryolu ağına eklenmesi demektir. Karasu Limanımız ile bu entegrasyonunun sağlanması çok önemli bir kazançtır. 1 Ocak itibariyle sınırda karbon mekanizması başladı. Karbon kazanımından dolayı bu demiryolu projesi çok kazanç sağlayacaktır.” dedi.

17. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Adnan BORAZANCIOĞLU, “Şartlar ve bürokrasi artık daha da zorlaşıyor. TOBB’dan bir yazı geldi ve yıldırımdan korunma sistemleri teknik şartnamesinin yeniden yazılmasıyla ilgili görüş istendi. Yazının talebi 12 Mart, bize gelişi 17 Mart, görüşlerin bildirilme son tarihi de 26 Mart. 198 sayfalık bir şartname ve çok önemli. Ancak nedense hep -mış -muş ile ilerliyoruz. Gelecekte ayağımızı bağlayacak ciddi sıkıntılar var.

Yönetimimizden 2 ricam olacak: Müşterek meslek komiteleri toplantısı meclis ile aynı gün yapılmasın. Meclis günleri daha planlı ve meclise odaklı ilerlesin.” dedi.

34. Meslek Komitesi (Müteahhitlik Faaliyetleri) Mensubu Meclis Başkan Yardımcısı Murat EKŞİ, “Bugün müşterek meslek komitelerinde çok verimli toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantıların sektörel fayda sağladığını düşünüyorum. AGDAŞ el değiştirdi, AKSA oldu. Akgün Başkanımız da bu geçiş sürecindeki sıkıntılarda sektörlere elinden gelecek her konuda destek olacağını belirtti, teşekkür ederiz.

Maalesef tüm tesisatı hazır ve sadece dışarıdan AKSA’nın kutu takmasını 2 ay kadar bekleyen projeler ve üyelerimiz var. Bizler sektör olarak onlara karşı yükümlülüklerimizi mecburen yerine getirmek zorundaysak onlar da hizmet vermek zorunda. Bizlerin önünü açmaları gerekiyor.

Özellikle vergi borcu, SGK nedeniyle firmalar darboğazda. Asıl borç faizlerin 3’te 1’i seviyesinde. Ödemek istese bile faize gücü yetmiyor. Ciddi bir yapılandırma talebi var. Ödeyebilmeleri için devletin bir ödeme planı çıkarması gerekiyor. Bizim oda aidatları ile ilgili de bu şekilde mağduriyet ileten üyelerimiz var. Belki biz yaparız da devletimize örnek oluruz yeni bir hareket başlatmış oluruz.

Akgün başkanımızı tebrik ediyorum. Başkan adaylığını ilan etmiş. 2022 seçimi öncesinde son döneminiz olduğunu belirtmiştiniz, üyelerden meclis üyelerinden destek istemiştiniz. Günay Bey’in de konuşmasında birçok kısma katılıyorum. O programa SATSO Başkanı kimliği ile katıldığınız ve adaylığınızı orada açıkladığınız için Günay bey bu şekilde düşünmüştür. Akgün başkanımızı seviyoruz, sayıyoruz. Söylediklerinizi dikkate almak zorundayız. Siz de özen gösterirseniz daha birlik beraberlik içinde süreci götürürüz.

31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Dünyada devam eden bu sancılı savaş süreç tüm sektörleri zorladı. Özellikle ithalat firmalarını. Yoğun bir dengesizlik var. Özellikle bir telefon markası cihaz tamirlerinin 6 aya ulaşabileceğini belirtmiş.

Komite olarak yaptığımız multimedya ve ses sistemleri konusundaki basın duyurumuza çok ilgi oldu, sektörümüz de bundan çok dertli. Ülkenin bizim gibi her ilinden harekete geçen odalarla birlikte hükümetimiz askıya aldı.

Finans problemleri, ödeme sıkıntıları da maalesef çoğaldı. Bizler bu ürüne taksit de yapamıyoruz, tüketici de mağduriyet yaşıyor. Tüketici hakem heyetlerinden gelen icralar yüzünden TOBB desteğiyle mevzu bahis meblağ kadar bloke uygulanması kararı alındı, hayırlı olsun. Maalesef bu konularda ciddi ve yavaş bir bürokrasi de işliyor.

Seçim dönemine giriyoruz. Hepimiz sektörlerimiz için buradayız. Kürsüden mümkünse yönetime sirayet edecek konular bırakıp sadece sektörlerimizi konuşmalıyız. Kürsüden icraatları eleştirip, sektör odaklı sorunlarımızı iletmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

21. Meslek Komitesi (Otomotiv ve Yedek Parça Ticareti) Meclis Üyesi Ahmet Öztürk HACIEYÜPOĞLU, “

İkinci el ticareti yapan yetkili firmalarda eksper raporunu ibraz etmek zorunlu. Şahıstan şahsa yapılan ticarette ise zorunluluk yok. Ancak mağduriyet bireysel satışlarda daha çok. Ekspertiz raporunun kanunen geçerli olması için firmanın tse 13805 yeterlilik belgesine sahip olması gerekiyor. Tüketicilerin mağduriyet yaşamaması adına bu sertifikalı firmalardan hizmet almalı. Olmadığı takdirde noterler belge yok diye kabul ederek kanuni hak kapısını da kapatmaktadır.

E-haciz konusu anayasadaki eşitlik ilkesine aykırıdır. Hakim güç devlet istediği zaman istediği haczi yapıyor. Bizim alacaklarımız için de icra dairelerine yetki verip bizim alacaklarımızı da tahsil edip bize teslim etsinler. Firmalardaki personel borçlarından dolayı da firmalara ödeme emri gelmesi de yanlıştır.

İş dünyasında yeşil pasaport ihtiyacı var. ATO’dan bir tavsiye vardı: 15 yıl düzenli vergi ve SGK ödemesini düzenli veren, devlete borcu bulunmayan iş insanlarına yeşil pasaport verilmeli talebini doğru buluyorum.

Odamızda yeni üyelere yönelik düzenli oryantasyon toplantıları yapılıyor. Bu toplantılara komite ve meclis üyelerinin de davet edilmesi iyi olabilir. Tanışma etkinliği olur” dedi.

Başkan Altuğ Kapanış Değerlendirme

Meclis üyelerinin konuşmasının ardından değerlendirme yapmak üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün ALTUĞ, “Meclis Üyelerimizin çok kıymetli değerlendirmeleri ve sektörleri için önem arz sorunları var. Bizler yönetim olarak çok önemsiyoruz. Bu sorunların komite olarak da karara dökülmesi işimizi resmi olarak da çok daha kolaylaştıracaktır, tüm komitelerimizden karar almasını bekliyoruz.

SEDAŞ’ta yönetim değişti, AGDAŞ ise el değiştirerek AKSA oldu. İki kurumdan da randevu talep ettik. İlgili meslek komiteleriyle beraber ziyarete gideceğiz. Komitelerimizden de bu kurumlar ile ilgili sorunlarını iletmelerini istedik. En azından bize uzun bir toplantı ayarlayıp orada konuları değerlendireceğiz.

Biz icra makamı değiliz. Biz sizlerin taleplerinizi, dileklerinizi, isteklerinizi yerlerine iletmekle mükellefiz. Yani sizlerin avukatıyız. Bu avukatlığı yapmaya da devam edeceğiz.

Konuşulmaya devam eden tüm konuları TOBB’a tekrar tekrar yazacağız. Üye orantasyon programlarımız devam edecek ve bunları duyuruyoruz. Talep eden tüm meclis ve komite üyelerimiz gelebilir.

Başkan Altuğ; “Seçim Sürecine Giriyoruz”

Başkan Altuğ ayrıca Meclis Başkanvekili Murat Ekşi’nin seçim süreci ile ilgili aday olmayacağı söylemini hatırlatmasına istinaden şunları dile getirdi; “Değerli Meclis Üyeleri, bir seçim sürecine giriyoruz. Bir tarafın seçim kazanması benim aday olmamama bağlıysa size Allah kolaylık versin… Burası, bu kürsü bu konuların konuşulacağı yer değil, üyelerimizin sorunları ve şehrimizin geleceğini konuşacağımız yer. Dışarıda herkes etik kurallar dahilinde ne istiyorsa yapabilir. Tabii ki burası SATSO’nun seçilmiş meclis üyelerinden oluşan bir meclis. Bir dahaki dönemde kimlerin meclis üyesi olacağına kıymetli üyelerimiz karar verecektir.” diye cevapladı.