SATSO Meclisi Şehir ve Ülke Gündemini Değerlendirdi
Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Erdem Ercan Başkanlığında Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyelerinin katılımıyla Erol Öztürk Hacıeyüpoğlu Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Meclis Başkanı Erdem Ercan şunları dile getirdi: “Şiddetin her türlüğüne karşı olduğumuzu önemle belirtiyor, okullarda yaşanan üzücü olaylarda vefat eden Öğretmen ve Öğrencilerimize Meclisimiz adına Allah’tan rahmet; kederli ailelerine, sevenlerine ve tüm eğitim camiasına sabır diliyor, tüm yaralılarımıza da geçmiş olsun diyorum.” dedi.
Toplantının devamında yoklama ve gündem maddelerinin oylanmasına geçildi. 1243 nolu Meclis oturumuna ait tutanak görüşülerek oy birliği ile kabul edildi. Mart ayı Kat’i Mizan ve ekleri ile Bütçe İzleme Raporu, Hesapları İnceleme Komisyonu Başkanı Tuncay Cebeci’nin sunumunun ardından oylanarak, meclis üyeleri tarafından tasdik edildi.
Meclis Toplantısının devamında ülke ve ekonomi gündemi hakkında değerlendirmede bulunmak ve Yönetim Kurulu’nun aylık faaliyetleriyle ilgili bilgi vermek üzere kürsüye gelen SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ şunları dile getirdi;
Eğitimde Şiddetin önüne geçmeliyiz
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta bir öğrencinin kendi okul arkadaşlarına ve öğretmenine yönelik gerçekleştirdiği o karanlık saldırının derin acısını paylaşıyorum. Buna sadece bir güvenlik açığı veya bireysel bir suç diyemeyiz. Bu çok daha derin bir kırılmadır. Aileden eğitime, toplumdan değerler sistemine kadar uzanan bir meseledir. Eğer bugün bu acının üzerine gerçekten gitmezsek, yarın benzer acılarla karşılaşma riskini de görmezden gelmiş oluruz. Hayatını kaybeden yavrularımıza ve fedakâr öğretmenimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bu acı bize şunu hatırlatmak zorunda: insan yetiştirmeyi başaramazsak her şey eksik kalır.
Küresel Ekonomi
Orta Doğu’daki ateş her geçen gün yeni bir kıvılcımla daha da alevleniyor. Özellikle petrol ticaretinin şah damarı olan Hürmüz Boğazı gibi kritik güzergahlardaki gerginlikler, üzerimizdeki maliyet baskısını diri tutuyor. Dünya ekonomisi bu kadar hassas bir dengedeyken, jeopolitik türbülans sürdükçe her sabah yeni bir maliyet şokuyla uyanma riskimiz devam ediyor. Bu durum, bizim gibi üretim ve ihracat odaklı ekonomilere doğrudan yansıyor. Küresel büyüme beklentilerindeki aşağı yönlü seyir, dış talebin artık önceki dönemlere göre çok daha sınırlı kalacağını gösteriyor ki artık almak da satmak da eskisi gibi kolay değil.
İhracatçı ve Döviz Kuru
Bu küresel daralmanın içinde, üretim iştahımızı körelten bir başka gerçeği de sürekli gündemimizde tutmalıyız: bugün ihracatçımız adeta iki değirmen taşı arasında eziliyor. İçeride durdurulamayan maliyet artışlarına rağmen döviz kurunun piyasa gerçeklerinden kopuk şekilde baskılanması, ihracatçı üreticileri nefessiz bırakma noktasına getirmiştir. Giderlerimiz asansör hızıyla yükselirken, gelirlerimizin sabit kur anlayışıyla zemin katta tutulması ne kadar sürdürülebilir? Yıllarca emek vererek, alın teriyle büyüyen sanayicimiz; bugün rekabet gücü aşınmış, maliyet baskısı altında ezilen ve ne yazık ki kapanma riskiyle karşı karşıya kalan bir noktadadır.
TEPAV Raporu
Mevcut durum, teknik verilerle de tescillenmektedir. TEPAV’ın Nisan 2026 raporuna göre, yıllık tüketici enflasyonumuz %30,87 ile G20 ülkeleri arasında en üst sıralarda yer almaktadır. Aynı raporda dikkat çeken bir diğer husus, Arjantin’den sonra 231 baz puanla G20 içindeki en yüksek ikinci risk primine (CDS) sahip olmamızdır. Bu durum, enflasyonun düşeceğine dair güveni zayıflatarak fiyat artışlarını kontrolsüz bir döngüye sokmaktadır. Bugün sadece para politikasıyla yetinmeyip mali disiplinle desteklenen, yapısal reformları ve yeni bir kalkınma stratejisini merkeze alan adımların atılması çok önemlidir.
Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı
Tam da bu noktada “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”, teşvik anlamında kıymetli bir adım olarak karşımıza çıkıyor. Program kapsamında ihracatçılara yönelik vergi indirimleri tüm ihracatçılarımıza hayırlı olsun. Özellikle son yıllarda artan coğrafi gerilimler ve finansmana erişimdeki zorluklarla mücadele ederek rekabetçi konumunu korumaya çalışan ihracatçımızın sesinin duyulmasını olumlu karşılıyoruz. %25 olan kurumlar vergisinin imalatçı ihracatçılar için %9'a, diğer ihracatçılar için ise %14’e düşürülmesi önemli bir maliyeti de aşağı çekecektir.
Ekonomi yönetiminin ihracatçı için elini taşın altına koyduğu bu gelişme, isabetli bir zamanda yapılmıştır. Bu adım, ekonominin tüketimle değil üretimle büyümesine, ihracatçının da rekabette "ben de varım" demesine katkı sağlayacaktır.
Genel tablonun sahaya yansımasına baktığımızda ise en çok öne çıkan konunun hala finansmana erişim olduğunu görüyoruz. Üyelerimizden de bunu çok net duyuyoruz: Finansmana ulaşmak zorlaştıkça yatırım ve üretim kararları erteleniyor. Enerji, işçilik ve hammadde giderlerindeki artış kârlılığı bitirme noktasına getirdi. Bugün birçok işletmemiz bırakın karlılığı cirosunu bile koruyamıyor.
İş gücü tarafında ise dikkat çekici bir tezat var; işsizlik oranı %8,5 seviyelerindeyken sanayi sektöründe istihdamın gerilediğini görüyoruz. Yani üretim tarafındaki baskı artık doğrudan istihdama yansıyor. Ülkemizdeki genel verilere baktığımızda bu tabloyu rakamlarla da görüyoruz. Mart ayında ihracatımız yaklaşık 22 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, ithalatımız 33 milyar doların üzerinde; bu da 11 milyar doları aşan bir dış ticaret açığına işaret ediyor. Kapasite kullanım oranlarının %73-74 bandında seyretmesi de güçlü bir üretim ivmesine çok uzak olduğumuzu gösteriyor.
Sakarya’nın Dış Ticaret Verileri
TİM tarafından açıklanan verilere göre; ilimiz mart ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre maalesef %15,1’lik düşüşle, 338 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Yılın ilk 3 ayında kümülatif ihracatımız ise 1.3 milyar dolar oldu ve en çok ihracat yapan 7. İl konumumuzu koruduk. Ayrıca TÜİK’in açıkladığı ithalat rakamlarına baktığımızda; ilimizin Ocak ayında ihracatının ithalatını karşılama oranı %125 olarak gerçekleşti ve yılın ilk 2 ayını 335 milyon dolarlık dış ticaret fazlası ile kapatmış olduk. Bu başarıda payı olan tüm üyelerimizi tebrik ediyorum.
KOBİ İhtisas OSB
KOBİ’lerimize yönelik KOBİ ihtisas OSB planlıyorduk. Bu süreci mevcut şartlar çerçevesinde kapsamlı şekilde değerlendirdi ancak geldiğimiz noktada, bazı elimizde olmayan sebepler nedeniyle bu projenin hayata geçirilmesinin şu aşamada mümkün gözükmüyor.
Bu durum, KOBİ’lerimize yönelik üretim alanı oluşturma hedefimizden geri adım attığımız anlamına gelmiyor. Aksine, daha uygulanabilir ve hızlı sonuç alabileceğimiz bir alternatif model üzerinde çalışıyoruz.
Bu kapsamda, Kaynarca Makine İhtisas OSB ve Ferizli Metal İhtisas OSB içerisinde KOBİ’lerimiz için en küçük ölçekli parselleri, 3.000 metrekare büyüklüğünde olacak şekilde tahsis etmeyi planlıyoruz.
Bu büyüklüğün iki açıdan doğru bir denge sunacak: Maliyet açısından KOBİ statüsündeki üyelerimizi zorlamayacak bir seviyede ve üretim faaliyetlerini sürdürebilecekleri yeterli bir alan sunuyor. Amacımız, KOBİ’lerimizi ne altından kalkamayacakları büyüklükte yatırımlara zorlamak ne de gelişimlerini sınırlayacak ölçüde küçük alanlara mahkûm etmektir. Dengeli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir model kurmak istiyoruz. Bu doğrultuda, önümüzdeki süreçte üyelerimizden talep toplamayı planlıyoruz. Oluşacak talep yapısına göre de tahsis sürecini netleştirerek hızlı bir şekilde ilerlemeyi hedefliyoruz. KOBİ’lerimizin üretim gücünü artıracak her adımı, şartlar ne olursa olsun, kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Büyükşehir Belediyesi İcraatları
Büyükşehir Belediyemiz ile sanayide kentsel dönüşüm kapsamında üyelerimizin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte küçük sanayi sitelerinin oluşturulmasına yönelik somut adımlar atıyoruz. Burada amacımız, hem mevcut sanayi alanlarımızı daha sağlıklı hale getirmek hem de üyelerimize erişilebilir, planlı üretim alanları kazandırmaktır. Bu vesileyle, şehrimize kazandırılması planlanan büyük fuar alanı konusunda ortaya koydukları gayret ve vizyon için Büyükşehir Belediyemize ayrıca teşekkür ediyorum.
Bu tür yatırımlar sadece ticari hayatı değil, şehrin marka değerini ve rekabet gücünü de doğrudan etkileyen stratejik adımlardır. Genel olarak baktığımızda, büyükşehir belediyemizin son dönemde ortaya koyduğu çalışmalar, belediyecilik anlamında güçlü bir icraat dönemine işaret ediyor. Şehrin ulaşım altyapısından su kaynaklarının yönetimine, kentsel dönüşüm projelerinden tanıtım faaliyetlerine, sosyal yaşam alanlarından yeni cazibe merkezlerine kadar birçok alanda, sadece proje üreten değil, bu projeleri hayata geçiren bir anlayışın hâkim olduğunu görüyoruz. Bu yaklaşımın şehrimizin geleceği adına kıymetli olduğuna inanıyor, ortaya konulan çalışmalar dolayısıyla Büyükşehir Belediye Başkanımız Yusuf Alemdar’a teşekkür ediyorum.
Kentsel Dönüşüm Teşvik Paketi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından Sakarya’nın da aralarında yer aldığı 6 pilot il kapsamında hayata geçirilen kentsel dönüşüm teşvik paketi açıklandı. Bir deprem kenti olarak bu teşvik bizler için önemli. Destekte sunulan 1 yılı geri ödemesiz 3 milyon TL’ye kadar kredi imkânının, kentsel dönüşüm sürecini hızlandıracak güçlü bir zemin oluşturacağına inanıyorum. Sadece yapı stokunun yenilenmesine değil, başta inşaat sektörü olmak üzere birçok alt sektörde üretim, istihdam ve ekonomik hareketliliğe de önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz.
Altın Kotası
Bilindiği gibi Ağustos 2023’ten bu yana altında ithalat kotası var. Cari açığı kontrol altına almak amacıyla başlayan bu uygulama maalesef sektörde fiyat anormallikleri, arz şoku, ihracatta ciddi rekabet kaybı ve kayıt dışılığın artmasına sebep oldu.
Bu kısıtlamanın en büyük mağduru altın ihracatçılarıdır. Türkiye, dünya altın ihracatında İtalya’nın ardından ikinci sırada yer almasına rağmen, uygulanan kota nedeniyle sektör ciddi bir baskı altındadır.
Dünya ile rekabet eden Türk firmaları, altın hammaddesini rakiplerine kıyasla yaklaşık %5 daha pahalıya ve iç piyasaya mahkûm bir şekilde temin edebilmektedir. Hammaddeye erişememesi ve önünü görememesi nedeniyle, firmalar sipariş almaktan kaçınmakta ya da aldıkları siparişleri yerine getirememektedir. Sektörde kurulu üretim düzeni çözülmekte, büyük makine parkları atıl kalmakta ve sektörün en değerli unsuru olan kalifiye iş gücü başka alanlara yönelmektedir. Eğer altın ithalatı cari açık nedeniyle kısıtlanıyorsa, ihracatçının hammadde ihtiyacı piyasa dışı, kontrollü bir mekanizma ile karşılanmalıdır. Bu kapsamda; ihracatçının altın talebinin kamu stokları üzerinden karşılanması ve ihracat gelirinin sistem içinde blokeli olarak yönetilmesi mümkündür. Böyle bir model, hem cari dengeyi koruyacak hem de üretim ve ihracatın sürdürülebilirliğini sağlayacaktır.
Sakarya Uluslararası Makine ve Metal Kümesi Temsilcileri Çin'de
Odamız ve Sakarya Makine İmalatçıları Birliği ortaklığında hayata geçirilen, “Sakarya Uluslararası Makine ve Metal Kümesi” temsilcilerinden oluşan heyetimiz, Çin Halk Cumhuriyeti’nde gerçekleşen 139. Kanton Fuarı 1. Faz’a katıldılar. Elektronik, makine, inşaat malzemeleri alanlarında ürünlerin sergilendiği fuar alanını gezen heyet ikili iş birlikleri ve B2B ticaret görüşmelerinde bulundu, aynı zamanda Guanco Başkonsolosu ve Ticaret Ataşeliği ziyaret edildi.
İş birliklerinden dolayı SAMİB’e de teşekkür ediyorum.
Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının devamında “Yönetim Kurulunun Aylık Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi” maddesinde söz alan;
33. Meslek Komitesi (Makine ve Otomasyon Sistemleri Üreticileri) Meclis Üyesi Günay GÜNEŞ, “Akgün Başkanımız UR-GE projesiyle ilgili bilgi paylaştı. Odamızda devam eden UR-GE projelerinin hepsini makine sektörü temsilcilerimiz yaptı, hepsine teşekkür ediyorum. Özellikle SAMİB ve 33. Meslek Komitemiz bu projenin üzerine çok düştüler. Umuyoruz ki sektöre ciddi katkıları olacaktır. Çin fuar gezisine giden üyelerimiz şunu belirttiler: Diğer şehirlerden gelen oda heyetlerinin bazısı takriben 100 kişi, bazısı 2 uçak kaldırarak gitmiş ancak bizden ise yaklaşık 15 kişi gidebildi. Bu bizim neye odaklandığımızı gösteriyor. Bu projelere ağırlık vermemiz ve gerekli özeni göstermemiz gerekli. Sektörlerimiz için önemli bir kazanım olacaktır.
Geçen ay gerçekleştirdiğimiz meclis toplantımızda Akgün Başkanımızın belli organizasyonlarda belirli bir sektöre yönelik oy talep etmesinin yanlış olduğunu belirtmiştim. Kendisi de kesinlikle SATSO kampüsü içerisinde kimseye oy istemeyeceğini belirtti ancak kampüs bahçesinde fotoğraflar veriliyor. Bahçe SATSO kampüsü değil midir? Bizim bu süreci dışarda, iş yerlerimizde misafir ağırlayarak ya da başkalarına misafir olarak yapmamız gerekir. Söylemle eylem bir olması lazım. Seçimi SATSO kampüsüne sokmayalım. Biz buraya hizmet için geliyoruz üyelere hizmet etmek için geliyoruz, odalara seçimi sokmayalım.” diye konuştu.
Meclis Üyesi Güneş’in değerlendirmesine cevap veren Başkan Altuğ, “Ben Ticaret ve Sanayi Odası Başkanıyım. 20 bin üyemiz var. Benim kapım arzu eden herkese sonuna kadar açıktır. Telefonum 24 saat açıktır. Dolayısıyla makamımıza, Odamıza ziyarete gelmiş ve isteyen herkesle elbette fotoğraf çekilirim. Sizler de buyurun, gelin sizlerle de fotoğraf çektireyim.” diye cevapladı.
Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının “Meslek Komitelerinin Sorunlarının Görüşülmesi” maddesinde söz alan;
29. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis Üyesi Mustafa YILDIRIM, “Hayatını kaybeden tüm çocuklarımıza, öğretmenlerimize Allah’tan rahmet ailelerine baş sağlığı ve eğitim camiasına sabırlar diliyorum. Maalesef perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Bu meydana gelen olaylar birdenbire, umulmadık şekilde ortaya çıkmadı. Toplumsal çürümenin ve ahlaki çöküntünün zirveye ilerlediğini gözlerden kaçırmamız gerekiyor.
Bazı ailelerimiz özgüvenli çocuk yetiştirme adına merhametten yoksun ve vicdani duygularını büyük ölçüde yitirmiş, zorbalığa hazır bir uygulamayla çocuk eğittiklerini zannediyorlar. Önce suça yönelen çocukları değil aileleri eğitip cezalandırmak gerekiyor. Olmazsa gelecekte çok daha üzücü hadiselerle karşılaşırız. Maalesef gencecik pırlanta gibi çocukların ağızlarında çok kaba laflar ve küfürler dönüyor. Yarın bu nesil anne-baba olacak ve de bu bilinçle toplumu yetiştirecekler.
Okullarımızda öğretmenlerimiz davranışları sebebiyle çok kolayca CİMER’e şikayet edilebiliyor ve bu şikayetin ardından kural gereği okula bir müfettiş geliyor, süreç ilerliyor. Şikayetlerin geneli belki de önemsiz ki ödev kontrolünde yanlış cevapları kırmızıyla işaretlediği için CİMER’e şikayet edilen öğretmen arkadaşlarımız var. Şiddeti büyük saygınlık ve beceri sayan bir nesil var. Buna yönelik topyekûn çalışma gerekiyor. Geleceğimiz karanlık günlere yönelmesin, ortak hareket edilmesi lazım.” dedi.
24. Meslek Komitesi (Tekstil-Brode-Konfeksiyon) Meclis Üyesi Tekin BAYDAR, “Tekstil sektörü olarak 2022 yılında 25 milyar dolar ihracatımız, 3 milyar dolar ithalatımız vardı. Şimdi ise ihracat 13.5, ithalat ise 19.5 milyar dolara çıktı.
Savaşın bize getirdiği en büyük yük hammadde ve enerji maliyetinin artışı oldu. Sıkça dile getirilen bir söylem var: Türkiye’de tekstilin markalaşamadığı söyleniyor bu nedenle kaybediyoruz deniliyor. Sorun markalaşma değil üretimin gitgide zayıflamasıdır. Üretenden ithal eden ülkeye geçtik ki Türk firmaları bile başka ülkelerde üretime kaydı.
Ancak maalesef sorun sadece ekonomi değil sosyal çöküntü de var. Sektör olarak hiçbir desteğe ulaşamıyoruz. Üretici artık üretmek yerine ithal getirmek daha iyi diyor. Geri dönen çekler, patlayan ödemelerle sektör çok sıkıntıda. Savaşa kadar belki de toparlanma sürecindeydik ve sonra yeniden dibe indik.” ifadelerini kullandı.
29. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis Üyesi Kenan TAÇYILDIZ, “Saygıda kusur etmeyen, öğretmenini gördüğünde ayağa kalkan bir neslin devamı nasıl oldu da öğretmeni ve arkadaşlarını katleder hale geldi? Bu olaydan sonra herkes okulların güvenliğini sorguladı ancak bu olay okula dışarıdan değil okulun içinden gelen bir saldırı. Öğretmenler, rehber öğretmenler görevini yapmış ancak raporlar her şeyi söylemesine rağmen birilerini işini yapmamış ve bu çocuk korunmuştur.
Her aile çocuğunu herkesten iyi anlar ve tanır. Bir sorun varsa bunu yetkililere bildirmesi ve destek istemesi gerekir. Okullara kaydolurken okul idaresi bile ailelere çocuğun sıkıntılarını ve rahatsızlıklarını sorar.
Polise, savcıya, hâkime işini yaparken karışamayan aileler maalesef öğretmenlerin her işine karışabiliyor, öğretmenden daha öğretmen olabiliyorlar. Çözüm okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması değil aile ve okulların ortak çalışmasıdır. Aileler çocuklarına karşı şüpheci olsun, sürekli kontrol etsin.
Bununla birlikte maalesef tarımsal üretim ciddi anlamda düştü, kimse tarımla ilgilenmek istemiyor, gençler de hiç yönelmiyor. Kendi kendine yetemeyen ülkeler başka devletlere mahkum olur. Verimli topraklarımız var kendi kendini doyuran bir ülkeydik. Türkiye ekmeli, biçmeli, toplamalı, satmalıdır.” dedi.
31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Suça karışan çocuklardan ziyade onları yarışa sokan velilerin hata işlediğini düşünüyorum. Çocuklarımızı geriyoruz, hep sıkıntıya sokuyoruz. Sadece başarıya endekslenmiş bir hayatın sıkıntısını tüm toplum çekecektir. Yıllar önce çıkan çocuk GSM hattı sisteminin artık daha da yaygınlaşması gerekiyor. Bu uygulamada çocukların internette gezintileri kontrol edilebiliyor. Ancak velilerimiz hat alırken ticaret erbaplarımızın önerisini reddederek normal hat alıyorlar çocuklarına. Bu hattın sistemi basitti ancak zorlaştırıldı, aileler çocuklara karışılıyor gibi düşündü ve istemedi.
Komite olarak BTK’ya sürekli yazılar yazıyoruz. Özellikle sanal kumar çok yaygınlaştı maalesef. Bunun da kontrol altına alınması, toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor.” dedi.
4. Meslek Komitesi (Tarım ve Hayvancılık Meslek Grubu) Meclis Üyesi Ahmet BAYRAK, “Tarım ve hayvancılığın geldiği noktayı dile getiriyoruz. Eminiz ki bakanlık bünyesinde bizden daha zeki, ileriyi gören insanlar vardır ki, ancak neden bu haldeyiz o zaman? Artık ülkedeki köylerde kimse tarım ve hayvancılık yapmak istemiyor ki üretim büyük şirketlerin elindedir şu anda.
Artık çiftçi vadeli ya da hasat zamanı ödemeli gübre bile alamıyor. Çiftçi borcu sebebiyle yeni ürün de ekemiyor. Senede 4 kez fiyat belirleyecek olan Ulusal Süt Konseyi bu ay toplantısını yapmadı bile. Üretici 20 TL’ye süt satmak zorunda kalıyor ve zararı litre başına 6 TL. Yumurtacılar kolisini 110 TL’ye mal ediyor ancak 85-90 TL arasında satmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Ete uygun ulaşmak için her yıl 2.5 milyon dana yetiştirmemiz gerekiyor ama gitgide üretim düşüyor. Milletimize Allah kolaylık versin. Güvenli ve ucuz gıdaya ulaşmak çok daha zor olacak.” diye ifade etti.
1. Meslek Komitesi (Tarım Ürünleri Üretimi ve Ticareti) Mensubu Yönetim Kurulu Üyesi Turgay ÇELİK, “Gübre ve tarımsal katkı ürünlerine yönelik savaşın da etkisiyle çok ciddi sıkıntı var. Üretici de tüccar da yarın ne olacağını bilemiyor. Eskiden uzun vade veya hasat zamanı aynı fiyat üzerinden ürün verilirken şimdi ödeyeceğin zamanın fiyatından ödemeyi kabul edilirse gübre verilir hale geldi maalesef.
Sakarya’nın büyük bir çoğunluğu tarımla geçinir. Çiftçinin kötü durumda olması demek diğer sektörleri de, ticaret erbaplarını da derinden etkiler. Ciddi bir verim düşüklüğü var. Arazi toplulaştırmayı becerseydik çok farklı şeyler konuşuyorduk. Bu yıl maliyetler üretici sebebiyle mısır yerine ayçiçeği ekti.” dedi.
19. Meslek Komitesi (Ulaşım ve Taşımacılık Grubu) Meclis Üyesi Yunus Emre ELBEK, “Sektör olarak okullar ile senelik anlaşmalarımızı yapıyoruz. Bu yıl da yaptık. Ancak, Milli Eğitim Bakanlığı bir karar aldı ve taşımalı temel ve özel eğitimde tüm sektöre ServisCell takacaksınız deniyor. Ancak bizim araçlarımızda zaten mevcut takip cihazları var ve ciddi bir masraf ederek takıldı. Sistemlerimiz yeni eklemelerle başka sistemlerle de entegre olarak çalışabiliyor ancak ısrarla serviscell isteniyor. Bu serviscell’in de maliyetinin 15 bin TL olduğu konuşuluyor. Sektörümüz zorda, yılbaşı belirli bir fiyattan anlaşmalar yapıldı ancak akaryakıt da ciddi zamlanıyor sürekli. Bu serviscell’in yapılmadığı her hafta sözleşmenin binde 3’ü kadar ceza kesileceği belirtiliyor. Komite olarak ilgili yerlere dilekçemizi yazdık.
Sakarya Büyükşehir Belediyemiz şoför kimlik kartı uygulaması başlattı. Başvuruları çevrimiçi olarak yapılıyor. Başvurudan sonra madde kullanım testi yapılıyor. 20 Haziran da son başvuru tarihidir. 1 Temmuz- 1 Eylül arası eğitimleri verilecek. Eylül ortasında da dağıtılıp denetimleri başlayacak.” dedi.
Gündem maddelerinin müzakere edildiği toplantının “Dilek ve Temenniler” maddesinde söz alan;
7. Meslek Komitesi (Isıtma, Soğutma ve Mekanik Tesisatçılar) Meclis Üyesi Adem BİLGEN ise Hac ibadetini gerçekleştirmek için gideceğini belirterek tüm meclisten helallik isteyip iyi dilekleri için Meclis Üyelerine teşekkür etti.
3. Meslek Komitesi (Toptan ve Perakende Gıda) Meclis Üyesi Engin TUMBAZ, “SATSO ve SAMİB’in ortak düzenlediği Çin fuar heyetinde ben de vardım. SATSO personelimize çok teşekkür ederim, bizimle çok ilgilendiler. Yaklaşık 15 kişilik katıldığımız heyetle 4 gün boyunca çok verimli bir fuar ziyareti geçirdik. Heyetimiz, 1.5 milyon metrekare fuar alanında sabahtan akşama kadar ayrılmadan heyetle birlikte fuarı gezdiler. Şunu gördük ki Çin’e rağmen değil Çin’le birlikte hareket edilir. Elbette Türk işçiliği kalitesi henüz yok ancak çok hızlı ilerliyorlar ve bazı şeyleri aşmışlar ki özellikle dijitalleşmede çığır açmışlar. Çin’de bir hırsızın yakalanması ortalama 7 dakikaymış yani oldukça güvenli bir ülke.
Bu fuara daha kalabalık bir katılım gösterebilirdik. Maalesef bu UR-GE gibi önemli bir projeyi üyelerimize belki de iyi anlatamıyoruz. Bizim 2 URGE projemiz var, bazı büyük odalarda 20’ye yakın UR-GE projesi var. Ben bu eleştiriyi kendimize yapıyorum. Bizim her sektöre UR-GE yapmamız lazım. Sektörlerimizi yurtdışına götürmemiz lazım, devlet bu desteği veriyor. Üyelerimizi uluslararası rekabetçiliğe dahil etmeli ve teşvik etmeliyiz. Kendi komitelerimizde sektörlerimizde bu konuyu daha fazla işleyelim. ” diye konuştu.
17. Meslek Komitesi (Kooperatifler, Enerji Altyapı ve Hafriyatçılar) Meclis Üyesi Adnan BORAZANCIOĞLU, “Bugün geldiğimiz, şikâyetçi olduğumuz durumda aslında birçok suçlu var. Bugün dünya ’da ve ülkemizde karşı karşıya olduğumuz en büyük sorunlardan biri gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Bu adaletsizlik sadece ekonomiyi değil, toplumsal huzurumuzu da tehdit etmektedir. Bu durum güveni zedeleyen, fırsat eşitliğini ortadan kaldıran, ekonomik büyümeyi tehdit eden, toplumları içten içe çürüten bir sorun olmuştur. Son 50 yılda dünyada hakim olan anlayış; devlet geri çekilmeli, piyasa kendi dengesini kurmalı ve zenginleşmeyi özel sektör gerçekleştirmeliydi.
Ancak bu yaklaşım gördük ki yeterli olmadı. Bugün fırsat eşitliği zayıflamış, eşitsizlik artmıştır. Çünkü piyasa ekonomisi her zaman toplumsal faydayı değil çoğu zaman kısa vadeli çağrı önemsemiştir. Bu nedenle bazen hakkımız olan bir şey doğru olmayabilir. Bu itibarla, ekonominin geleceği, ne tamamen piyasaya bırakılmalı ne tamamen devlet kontrolünde olmalıdır. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat bu modelin temelini oluşturmalıdır. Güçlü bir ekonomi ancak güçlü kurumlarla mümkündür. Ekonomiyi sadece büyümek için değil toplumsal refahı arttırmak ve büyük sorunlarımızı çözmek için de kullanmalıyız.” dedi.
4. Meslek Komitesi (Tarım ve Hayvancılık Meslek Grubu) Meclis Üyesi Ahmet BAYRAK, Atatürk’ün “Kuvvetsiz adalet aciz, adaletsiz kuvvet zalimdir” sözü vardır. Bir otorite olacaksa onun gücünün olması gerekiyor, güçsüzse acizdir. Milli eğitimin bugün geldiği nokta acizliktir. Okullarda müdürleri öğretmenleri kimse kâle almıyor. Eskiden okullarda müdürlerden, idareden, disipline gitmekten korkardık. Yeri gelir dayak yerdik ve bilirdik ki onlar bizim iyiliğimizi ister. Bizler veliyiz ancak okul idaresi ve öğretmenlerin eline bir güç vermezsen okullar pasifleşir. Ya o okuldaki vefat eden çocukların benim çocuğum olsaydı empatisiyle düşünüp bir şeyler yapılmalıdır. 18 yaşında küçük çocuklar sigara alkol alamıyorsa gidip poligonda atış da yapamamalıdır.” dedi.
29. Meslek Komitesi (Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri) Meclis Üyesi Kenan TAÇYILDIZ, “Milli Eğitim Bakanlığımız bu üzücü olaylardan sonra hızlıca hem öğretmenlerimizi ve öğrencilerimizi koruyan önlemleri aldı. O çalışmalar için teşekkür ediyorum.” diye konuştu.
31. Meslek Komitesi (Bilişim ve Telekomünikasyon) Meclis Üyesi Behlül BAYRAK, “Evet Odamız bir seçim sürecine giriyor. Diliyoruz ki bu süreçte her zaman hizmetler, projeler ve iş dünyamıza katkı sunacak fikirler yarışsın; sevgi ve saygı daim olsun. Bu süreci birbirimizi kırmaya götürmeyelim. Oda çatısı altında temsil ettiğimiz üyelerimiz için değerli çalışmalarda bulunduk. Yerimize gelecek arkadaşlarımız da eminiz ki daha iyisini yapacaktır. Üretim çoğalırsa bereket gelir. İthalatın çoğalmasını bizler hiç istemeyiz. Her zaman üretimin artması için çabalayan bir SATSO var.
Aynı zamanda Ticaret Ar-Ge Komisyonu olarak Nevşehir’e de güzel bir gezi düzenledik. Üyelerimizden katılım çok yoğundu ilgi yoğun oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” dedi.
Toplantının kapanışında değerlendirmede bulunan SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, özellikle URGE Projelerine değinerek UR-GE projeleri kapsamında tüm meslek komitelerimize yönelik olarak kapsamlı bir iletişim ve bilgilendirme süreci yürüttük. Mail, SMS bildirimleri ile duyurular yaptık ve birebir temaslarla katılımı teşvik etmeye çalıştık. Ancak tüm bu çabalara rağmen arzu ettiğimiz düzeyde bir katılım sağlayamadık.
Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi adına, yeterli katılım oluşmadığı için geçmişte iptal etmek zorunda kaldığımız fuar organizasyonları da olmuştur. Hatta bu konudaki hassasiyetimizi göstermek adına, UR-GE projelerinde firmalarımızın ön finansman yükünü ortadan kaldırmak için, bakanlık destekleri sonradan tahsil edilmek üzere gerekli ödemeleri oda olarak üstlenmeyi dahi teklif ettik. Buna rağmen beklenen ilgi oluşmamıştır.
Tüm bu deneyimlere rağmen, iş dünyamızın uluslararası pazarlara açılımı konusunda kararlılığımız devam etmektedir. Bu doğrultuda, önümüzdeki süreçte düzenlenecek olan Kanton Fuarı’na katılım konusunda gerekli hazırlıkları birlikte yaparak, güçlü bir organizasyonla hep birlikte yer alacağımızın sözünü veriyorum.
Başkan Altuğ’dan Seçim Süreci değerlendirmesi
Başkan Altuğ ayrıca seçim sürecinin yaklaştığını hatırlatarak şunları dile getirdi: “Oda organ seçimlerimiz yaklaşıyor. Ekim Kasım aralığında oda organ seçimlerimizi yapacağız. Ben bu seçimlere 4 kere girdim. Buradaki düsturum şu sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma. Dolayısıyla son derece adil, son derece adaletli olacağıma sizlere ve üyelerime söz veriyorum. 2 dönem evvel bir gecede meslek grubum değiştirildi benim. Ne bir yönetim kurulu kaydı ne bir şey. Ama ben bunu asla yapmam. Bir takım seçim öncesi yer değiştirmeler vs. bakın bunu da kuralı kanunu neyse firmanın isteği ile dilekçesiyle olduğunu hem ben teyit ediyorum hem personelimiz teyit ediyor dolayısıyla burada asla ve asla yanlış bir iş yapılmaz kuralsız uygunsuz bir iş yapılmaz. Bunu çok net söylüyorum.
Ben bu şehirde yaşıyorum yaşamaya devam edeceğim burada ölüp gideceğiz. Birbirimizin tabutuna omuz vereceğiz. Seçim gelir geçer birbirimizin yüzüne seçim sonrası bakabilecek pozisyonda olalım, çok önemli. Dünyanın sonu değil bu seçim. Seçime girecek arkadaşların da seçimin iki neticeli olduğunu kabul etmesi lazım. Kazanırsın veya kaybedersin. Hepinize seçim çalışmalarında başarılar diliyorum. Benim kapım herkese açık, bütün üyelerime, üyemiz olmayanlara da her zaman buyurun gelin derim. Fotoğraf çektirmek isteyen herkesle çektiririm. Ben Ticaret ve Sanayi Odası başkanıyım ta ki seçim sabahına kadar.”