Değerli dostlar; Uzun zamandır bu konu ile alakalı olarak bir şey yazmadım, yazmak da istemedim. Çünkü; bu iki dostun, bu iki abi kardeşin aralarına girmek istemedim. Onların dostluğunu çok iyi bildiğim için, bugün küserler yarın barışırlar diye karışmadım sessiz de kaldım. İnsan sevdiğine, değer verdiğine kırılırmış hesabı ustam da ağabeyine kırıldı, yedi kat yabancıya değil...

Çok, çok geriye gitmeyeceğim fakat şunları da söylemeden geçemeyeceğim. Ustam özünde tabiatında çok temiz, deli dolu, şen şakrak ama kesinlikle ve kesinlikle haksızlığa gelemeyen, tahammülü olmayan bir yapıya sahiptir. Zaten doğrusu da bu değil midir?

Ustam Başpehlivanlığa veda ettikten sonra yaklaşık 3 yıldır TGGF'ye bağlı kule hakemliği görevini icra etmektedir. Ne olduysa oldu, bu sene ustamın sabrı taştı. Ben bu bardağın taşma sebebinin sadece bu yıla mahsus olduğunu asla düşünmüyorum. Ustam sabırlıdır, her ne kadar sorun yokmuş gibi gösterse de, bazı durumları sineye çekip sussa da, abisine ustasına olan vefasından dolayı bugüne kadar susmuştur...

Bu bizim çocuk olayı maalesef yaşamın her alanında olduğu gibi, bizim camiamızda da var. Diyelim ki; kendi bölgemizden bir örnek verecek olursak, biz basın mensupları anlamında bu bölgede düzenlenen güreşlere gittiğimiz de, tarafımıza gösterilen ilgi, uzak bölgelere (Karadeniz gibi) gittiğimiz de burada gösterilen ilgi oradakinin yanından dahi geçmiyor. Neden? Cevabı çok basit, burada bizim çocuk oluyoruz.

Kule Hakem Heyetini yakinen yıllardır takip ediyorum. Her dönemi çok iyi biliyorum. Yönetimler değişse de çalışanlarının zaman zaman hep aynı kişilerden olduğunu, her dönemin adamlarının her dönemlerde görev aldığına da şahit olduk. Bazı bölgelerde bölgenin kule hakemlerinin değiştiğini, bölge aynı olsa da bazı dönemlerde kişilerin komple hepsinin değiştiğini çok iyi biliyoruz. Yine bazı bölgelerde ise, son 2 yıldır da aynı adamların başkan, başkan yardımcısı, sekreter hadi onları koydum kenarıya, kule meydan hakemlerinin de hiç mi hiç değişmediğine şahitlik ettik. Dediğim gibi bunu bazı bölgelerde gördük, her bölgede böyle oluyor gibi bir şey diyemeyiz.

Ustamın ağabeyi ustama tolerans göstermesin, kayırmasın. Fakat, herkese eşit çerçevede yaklaşsın. Ondan istirhamım budur. Ama, Mehmet'e 5 köfte, Osman'a 4 köfte verirken, ustama sen bizim çocuksun zaten, buldun da bulanma deyip köfte yerine al makarna ile idare et demesin. Ustama makarna ile idare et derken de kendisi evinde kuzu çevirme yapmasın...

Son olarak şunu da ifade etmek istiyorum. Yazımızın başlığında da belirttiğim gibi, insanları kazanalım. Bu büyük camiamızın güzel ve kıymetli insanları kolay kolay yetişmiyor. Evet, haksızlığa gelemeyen ustam fevri davranmış, sonra yaptığı duygusal davranmanın fevri çıkışıyla bazı söylemlerde bulunmuş olabilir. Bu doğru mudur? Elbetteki değildir. Ama sonuçta adam da öldürmemiştir. Kaldı ki; önümüz Edirne, Edirne'de Mahmut Kavakçı gibi bilgi, birikim, tecrübe, her türlü oyuna, kurala, kaideye hakim, anında sağa sola bakmadan, vara bile gerek duymadan karar verebilecek, risk alacak çekirdekten yetişmiş hakemlerimize ihtiyacımız olacaktır.

Ben bu yüzden, Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanımız Sayın İbrahim Türkiş'in bu karar ve konularla ilgili olarak gerekli çalışmaları yapıp, camiamıza fayda sağlayacak isimleri tekrardan gözden geçirip, haklarını teslim edecek olmasından yana en ufacık bir şüphem yoktur.

Saygılarımla...

Cemil Tekin / Sadece Güreş Programı Yapımcısı ve Sunucusu