Şahsen kendi adıma ben özür diliyorum. Biz duygusal baktık, biz bir taraf baktık ve çok kızdık. 'Eline çatasını alan gelemeyecek' dedi, Seyfettin Selim Ağa. Ben çok kızdım, kim olursa olsun 'pehlivana sen gel, sen gelme' diyemez dedim, yazdım çizdim.

'Ata sporumuza kalite getireceğiz, altboy pehlivanlarımızı uzun yollarda yorup yıpratmayacağız, lig usulünü getireceğiz, bölgesel güreşler getireceğiz' dedi, TGGF Başkanı Sayın İbrahim Türkiş. Özür dilerim şahsen pehlivana sınır çizilmez, 'sen gel, sen gelme' denmez, 'lig usulü geleneğimizi bozar' dedik, duygusal baktık, taraf olduk yine. Halisdi niyetimiz, bizim de duygusal bakıp pehlivana, 'er meydanına gelme' denmemeli diye düşündük. Fakat tek taraflı bakmışız olaya.

Şimdi bu yazıyı okuyup, işine gelmeyen sende mi yağcılık, yalakalık, taban yalayıcılığı yapmaya başladın Yalçın diyecek belki. Kim ne derse desin umurumda değil. Ben kendimi biliyorum, rabbim kalbimi niyetimi biliyor, gerisi herkesin kendi düşüncesine kalmış. Bakmakla görmek arasında dağlar kadar fark var. Biz ya da en azından ben duygusal bakmışım, onlar gerçekleri görerek bakmış.

Son iki üç gün içinde yaşananlar sizleri haklı çıkardı. TGGF Başkanım ve Tarihi Edirne Kırkpınar Ağası Sayın Seyfettin Selim. Pehlivanın sağlığı, can güvenliği için kaliteli, şerksiz, şüphesiz güreşler yapılabilmesi için, kran krana güreşler olabilmesi için, yerine durumuna mesafesine göre, 'sen gel, sen gelme' denilirmiş pehlivana.

Bizler er meydanında güreş tutmadığımız halde, bugün Akdeniz'de güreşi bitirip, 600-700 km. 1000 km. yol yapıp, yarın Karadeniz'de. Güreş tutmadığımız halde bir günlük güreşte Sakarya-Manisa arasında Cuma başlayıp, Pazar günü biten güreşte, Pazar akşamı yola çıkıp, başka güreşe değil evimize gitmemiz Pazartesi sabahını buldu. Neredeyse o yorgunluk ile iki gün evden çıkamadık. Kaldı ki; eve değil, başka güreşe örneğin Manisa Yunusemre Yunt Dağı Güreşleri'nden kalkıp, Samsun Vezirköprü Güreşleri'ne gitmiş olsaydık, seyirci olarak dahi gitseydik, o güreşi biz uyuyarak seyreder hiçbir şey anlamazdık. Nerede kaldı er meydanında güreş tutmak. Hal böyle olunca Sayın Seyfettin Selim Ağa haklı olarak pehlivanlarımıza serzenişte bulunuyor. Bu yoğun tempoda sağlıklı güreş olmaz, gerçekçi güreş olmaz, inandırıcı güreş olmaz. Oradan oraya koşuşturan pehlivanlarımız yorgun düşüyor. Gece gündüz yollarda hayatlarını tehlikeye atıyor, kazalar oluyor, vefat edenlerimiz yaralananlarımız oluyor. Olmasın hiçbir yiğidimizin burnu bile kanamasın. Her ne kural getirilecekse bir an önce genel olarak getirilsin. Kural getirilirken ilk önce pehlivanlarımızın ekonomik şartları, sağlık ve insani şartları göz önünde bulundurularak, gerekirse sezonda 50-100 güreş değil, 30-40 güreş olsun, kaliteli olsun. Pehlivanlarımızın insani şartlarda tüm olumlu olumsuz durumları gözden geçirilsin. Hiçbir yiğidimizin canı tehlikeye atılmasın. Yani gerekirse Cumartesi Akdeniz'de güreş tutan pehlivanlarmız Pazar günü Karadeniz'de değil de yine kendi bölgesine en yakın yerde güreş tutsun. Güreş takvimleri buna göre oluşturulsun. Lig güreşi olup da Akdeniz Karadeniz arası güreşler olacaksa, gerekirse 2-3-4 otobüs pehlivanlar için kaldırılsın. Sağlıklı, güvenli şartlarda pehlivanlarımız bir bölgeden diğer bir bölgeye nakledilsin. Ya da ne bileyim bu konuda bilirkişi oluşturulup, kökten kesin çözüm bulunsun. Yiğitlerimiz yollarda yaralanmasın, vefat etmesin. Düzenlenen güreşler formaliteden ibaret, sonucu belli kimseyi tatmin etmeyen güreşler olmasın.

Ben kaza geçiren pehlivanlarımıza, vefat eden yiğitlerimize, babalarına çok üzüldüm. Yaralanan yiğidimize çok üzüldüm. Bu yazıya kim ne derse desin; yalakalık, yağcılık hiç umurumda değil. Açık ve net söylüyorum; Bu yazı ile niyetim de en ufacık bir yağcılık, fırsatçılık, hesapçılık varsa namerdim. Bu kadar net söylüyorum.

Saygılarımla...

Yalçın Kaynak / Sadece Güreş Programı Yorumcusu